Sosyal Güvenlik Kurumu Yersiz Ödemelerinin İadesi

sosyal güvenlik kurumu yersiz ödemelerinin iadesi

1. Giriş

Sosyal güvenlik sistemi, vatandaşların iş kazası, hastalık, yaşlılık, ölüm ve işsizlik gibi risklere karşı asgari bir ekonomik güvence elde etmelerini sağlar. Bu güvence, çoğu zaman maaş, aylık, ödenek veya sağlık yardımı gibi doğrudan parasal desteklerle somutlaşır. Ancak zaman zaman Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hak edilmediği halde ödeme yapılabilir. Bu tür durumlar, hukuk dilinde “yersiz ödeme” olarak tanımlanır.

Yersiz ödemelerin ortaya çıkması, hem kamu kaynaklarının gereksiz yere harcanmasına hem de bu ödemeleri alan vatandaşların ilerleyen dönemde beklenmedik borç yüküyle karşılaşmasına yol açabilir. Bir emeklinin ölüm aylığının fazladan ödenmesi, boşanan bir eşin dul maaşını almaya devam etmesi ya da yanlış prim bildirimi gibi nedenlerle yapılan fazla ödemeler, gündelik hayatta sıkça karşılaşılan örneklerdir. Bu noktada asıl sorun, “SGK bu ödemeleri geri isteyebilir mi, eğer isterse hangi şartlarda iade edilmesi gerekir?” sorusudur.

Konu yalnızca bireylerin bütçesini ilgilendirmemektedir; aynı zamanda kamu yararı ve bireysel hakların dengelenmesini de zorunlu kılar. Bir yandan devlet, hatalı ya da haksız ödemelerle sosyal güvenlik fonlarını korumak ister; diğer yandan vatandaşa yapılan ödemeler çoğu kez temel yaşam giderlerini karşılamak için kullanılmıştır. Bu nedenle yersiz ödemelerin iadesinde hakkaniyet, ölçülülük ve iyiniyet kavramları büyük önem taşır.

2. Yersiz Ödeme Nedir?

SGK uygulamalarında sıkça duyulan “yersiz ödeme” kavramı, vatandaşların en çok merak ettiği konulardan biridir. Çünkü kurumdan alınan bir ödemenin “yersiz” olarak değerlendirilmesi, çoğu zaman bu tutarın faiziyle birlikte geri istenmesi anlamına gelir. Bu yüzden öncelikle kavramın ne anlama geldiğini netleştirmek gerekir.

2.1. Yersiz Ödemenin Genel Tanımı

Yersiz ödeme, hak kazanma şartları oluşmadan ya da hak edilen miktardan fazla yapılan ödemelerdir. Yani bir kimsenin sosyal güvenlik mevzuatına göre aylık, gelir veya ödenek almaya hakkı yoksa ya da hak ettiği tutardan fazlası ödenmişse, bu durum “yersiz ödeme” olarak nitelendirilir.

Basit bir örnek: Bir işçinin rapor parası normalde 20 gün için ödenmesi gerekirken 30 gün üzerinden ödeme yapılmışsa, aradaki 10 günlük fark yersiz ödemedir. Yine boşanmış bir eşin, eski eşinden dolayı dul aylığı almaya devam etmesi de yersiz ödemeye örnektir.

2.2. Fazla Ödeme ile Yersiz Ödeme Arasındaki Fark

Her fazla ödeme, yersiz ödeme midir? Aslında ikisi farklı kavramlardır.

  • Fazla ödeme: Kişi ödemeye hak kazanmıştır, ancak teknik veya hesaplama hatasıyla normalden fazla tutar ödenmiştir.
  • Yersiz ödeme: Kişinin aslında hiçbir şekilde o ödemeye hakkı yoktur, ama sistem veya yanlış beyan sonucu ödeme yapılmıştır.

Örneğin bir emeklinin maaşının hatalı hesaplanması fazla ödemedir. Ancak ölen bir kişinin maaşının mirasçı olmayan biri tarafından çekilmesi yersiz ödemedir.

2.3. Yersiz Ödemelerin Ortaya Çıkma Nedenleri

Yersiz ödemeler yalnızca vatandaşın hatasından kaynaklanmaz. Pek çok durumda kurumun kusurlu işlemleri de bu sonuca yol açar. Genel olarak nedenler şunlardır:

  1. Vatandaş kaynaklı nedenler:
    • Gerçeğe aykırı bilgi veya belge sunulması
    • Boşanıldığı halde fiilen eski eşle birlikte yaşanmaya devam edilmesi
    • Vefat eden sigortalının aylığının çekilmeye devam edilmesi
    • Sahte hizmet bildirimi veya yanıltıcı sigortalılık kayıtları
  2. Kurum kaynaklı nedenler:
    • SGK’nın hatalı hesaplama yapması
    • Sistemsel veya teknik yanlışlıklar
    • Personel tarafından yapılan değerlendirme hataları

Bu ayrım önemlidir çünkü iade yükümlülüğünün kapsamı, iyiniyet veya kötüniyet durumuna göre farklı sonuçlar doğurur.

2.4. Yersiz Ödeme Hangi Durumlarda Söz Konusu Olmaz?

Her ödeme hatası yersiz ödeme kapsamına girmez. Örneğin; sigortalının ölümünden sonra maaşın yanlışlıkla ödenmesi ve bunun bir yakın tarafından çekilmesi, sosyal güvenlik ilişkisi sona erdiği için doğrudan SGK mevzuatı çerçevesinde değil, borçlar hukukundaki sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Yani yersiz ödeme kavramı, yalnızca sosyal güvenlik ilişkisinden doğan ödemelerle sınırlıdır.

2.5. Yersiz Ödemenin Hukuki Niteliği

Yersiz ödemeler, esasen sebepsiz zenginleşme niteliğindedir. Yani bir kişinin malvarlığında haklı bir sebep olmadan artış meydana gelmiş, buna karşılık SGK’nın malvarlığı azalmıştır. Bu durumda geri alma süreci gündeme gelir. Ancak burada asıl tartışma, iyi niyetli bir vatandaşın ödemeyi iade edip etmeyeceği, ederse ne ölçüde sorumlu olacağıdır.

2.6. Vatandaş Açısından Önemi

Yersiz ödeme, çoğu zaman vatandaşın iradesi dışında gerçekleşir. Özellikle emekli aylıkları ve sağlık giderleri gibi ödemeler, kişinin hayatını idame ettirmesi için kullanıldığından geri istenmesi ciddi mağduriyet yaratabilir. Bu yüzden mevzuatta, iyiniyetli vatandaşların korunması yönünde bazı sınırlamalar getirilmiştir.

3. SGK Yersiz Ödemelerin İadesine İlişkin Yasal Dayanaklar

Sosyal güvenlik hukukunda yersiz ödemelerin iadesi, yalnızca uygulamada değil, aynı zamanda kanunlarda da açıkça düzenlenmiş bir konudur. Çünkü bu mesele, hem kamu kaynaklarının korunması hem de vatandaşın sosyal güvenlik hakkının dengelenmesi açısından hayati önem taşır. İade süreçleri farklı dönemlerde farklı kanunlarla düzenlenmiş, ancak günümüzde özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesi temel norm haline gelmiştir.

3.1. Yersiz Ödemelere İlişkin Genel Çerçeve

Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi tarihsel süreçte farklı kanunlara dayalı olarak yürütülmüştür. İşçiler, bağımsız çalışanlar ve kamu görevlileri uzun yıllar ayrı mevzuata tabi olmuş, her biri için yersiz ödeme ve iade hükümleri farklılık göstermiştir. Zamanla bu dağınıklık ortadan kaldırılmış, tek çatı sistemi benimsenmiş ve tüm sigortalılar aynı kanun kapsamında toplanmıştır. Bu geçiş, yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin hükümleri de doğrudan etkilemiştir.

3.2. 5510 Sayılı Kanun ve 96. Madde

Bugün için en temel düzenleme, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre:

  • Yersiz ödemeler tespit edildiğinde ilgili kişiden geri alınır.
  • İade süreci, kişinin kastı veya kusuru olup olmamasına göre farklı sonuçlar doğurur.
  • İyiniyetli vatandaşların korunmasına yönelik sınırlamalar öngörülür.
  • SGK’nın kendi kusurundan kaynaklanan ödemelerde vatandaşın yükümlülüğü daraltılır.

Bu hüküm, hem sosyal güvenlik hukukunda hem de vatandaş açısından büyük önem taşır çünkü SGK’nın hangi durumlarda ödeme talep edebileceğini netleştirir.

3.3. 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu

Yersiz ödemelere ilişkin ikinci önemli düzenleme, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nda yer alır. Burada işsizlik sigortası kapsamında yapılan yardımların yersiz veya fazla ödenmesi halinde geri alınmasına dair hükümler bulunmaktadır. İşsizlik sigortası ödemeleri, doğrudan İşkur tarafından yürütülse de primler SGK tarafından toplandığından, bu alandaki düzenlemeler sosyal güvenlik sistemiyle iç içedir.

Bu kanunda, özellikle yanlış beyan veya kurum hatası sonucu yapılan ödemelerin nasıl tahsil edileceği ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Böylece işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği veya benzeri yardımlarda oluşabilecek yersiz ödemelerin iade süreci, sosyal sigortadan farklı bir hukuki zeminde değerlendirilir.

3.4. 5510 Öncesi Dönem ve Eski Kanunlar

Yersiz ödemeler yalnızca güncel mevzuatta değil, geçmişte de çeşitli düzenlemelere konu olmuştur.

  • 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu: İşçiler için geçerliydi. Yersiz ödemelerin geri alınmasına dair dağınık hükümler içeriyordu. Çoğu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvuruluyordu.
  • 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu: Bağımsız çalışanlar için benzer düzenlemeler vardı, ancak kapsam daha sınırlıydı.
  • 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu: Kamu görevlilerine yapılan fazla ödemeler ve geri alınma yolları düzenlenmişti.

Bu kanunlarda ortak özellik, iade yükümlülüğünün kapsamının açıkça tanımlanmamış olmasıdır. Çoğu zaman genel hukuk kuralları (sebepsiz zenginleşme, haksız fiil hükümleri) devreye girmiştir.

3.5. Günümüzdeki Hukuki Çerçeve

Bugün itibarıyla tüm sigortalılar için geçerli olan sistem, 5510 sayılı Kanun’un çatısı altında toplanmıştır. Bu durum, yersiz ödemelerle ilgili hükümleri de tek tip ve bütüncül hale getirmiştir. Artık hangi statüde olursa olsun, vatandaşların aldığı fazla veya hak edilmemiş ödemeler aynı esaslara göre geri alınmaktadır.

Bu düzenleme sayesinde:

  • Uygulama birliği sağlanmış, farklı statülerdeki vatandaşlar için ayrı kurallar ortadan kalkmıştır.
  • SGK’nın geri alma süreçleri netleşmiş, itiraz ve dava yolları daha belirgin hale gelmiştir.
  • Vatandaşın iyiniyetli olup olmamasına göre ayrım yapılarak hakkaniyetli bir denge kurulmuştur.

4. SGK’nın Kusurundan Kaynaklanan Yersiz Ödemeler

Yersiz ödemelerin her zaman vatandaşın kusurundan doğmadığını bilmek gerekir. Çoğu zaman bu durum, SGK’nın kendi hatalarından, yanlış değerlendirmelerinden veya sistemsel aksaklıklardan kaynaklanır. Bu tür ödemeler, vatandaşın iradesi dışında gerçekleştiği için iade sürecinde farklı hükümler uygulanır.

4.1. Kurum Kaynaklı Yersiz Ödemelerin Genel Çerçevesi

Sosyal güvenlik sistemi milyonlarca kişiyi kapsadığı için, küçük bir hesaplama hatası dahi büyük çapta yersiz ödemelere yol açabilir. Örneğin:

  • Emekli maaşının yanlış hesaplanması,
  • Prim gün sayısının hatalı değerlendirilmesi,
  • Sağlık yardımlarında sistemsel hatalar,
  • İlgili mevzuat değişikliklerinin personele yansıtılmaması,

gibi nedenlerle vatandaşın hak etmediği bir tutarın ödenmesi mümkündür.

Burada kritik nokta, vatandaşın ödemeyi alırken herhangi bir hile, yanlış beyan veya yanıltıcı davranışının olmamasıdır. Yani kişi tamamen iyiniyetlidir.

4.2. İyiniyetli Vatandaşların Durumu

Kurumun kusuru sonucu ortaya çıkan yersiz ödemelerde, vatandaşın iyi niyetli kabul edilmesi esastır. İyiniyetli kişi, ödemenin yanlış olduğunu fark etmeyebilir; çünkü emekli aylığı, dul maaşı veya sağlık yardımı gibi kalemler çoğu kez karmaşık hesaplamalara dayanır. Bu nedenle, vatandaşın bu ödemeyi “doğru” sanarak kullanması doğaldır.

Mevzuatta bu noktada bir denge kurulmuştur:

  • Vatandaşın elinde kalan kısım geri alınabilir.
  • Ancak tüketilmiş, yani harcanmış olan kısım için sorumluluk doğmaz.

Bu yaklaşım, hem kamu yararını hem de bireyin mağduriyetini dengelemeyi amaçlar.

4.3. Kurumun Kusuru Halinde Faiz Uygulaması

Eğer yersiz ödeme yalnızca SGK’nın kusurundan kaynaklanmışsa, vatandaşın iade yükümlülüğü olsa bile bu tutar için faiz uygulanmaz. Çünkü ortada vatandaşın bir kusuru veya haksız kazanç elde etme amacı yoktur. Faiz işletilmesi, temel yaşam ihtiyaçları için kullanılmış bir ödemeyi iyice ağırlaştıracağı için hakkaniyete aykırı bulunur.

Bu noktada SGK’nın, vatandaşa karşı daha özenli davranma yükümlülüğü vardır. Çünkü ödeme sürecindeki hata tamamen kurumun idari işleyişinden doğmuştur.

4.4. Uygulamada Karşılaşılan Senaryolar

Kurum hatası nedeniyle yapılan yersiz ödemeler günlük hayatta şu örneklerle sıkça karşımıza çıkar:

  • Yanlış aylık bağlama: Emeklilik başvurusu sırasında yanlış prim gün sayısı dikkate alınmış ve normalden yüksek maaş bağlanmış olabilir.
  • Yanlış oran üzerinden ödeme: İş göremezlik oranı yanlış hesaplanarak yüksek rapor parası ödenebilir.
  • Hatalı sağlık ödemeleri: Hastane veya eczane kayıtlarındaki sistemsel hatalar nedeniyle fazladan ödeme yapılabilir.
  • Kurum içi bilgi eksikliği: Vatandaşın medeni hali veya sigortalılık durumu güncel belgelerle SGK’ya bildirilmesine rağmen, kurum bu bilgiyi işlememiş olabilir.

Bu senaryoların ortak özelliği, vatandaşın ödeme alma sürecinde herhangi bir yanıltıcı beyanının bulunmamasıdır.

4.5. Vatandaş Açısından Hak ve Yükümlülükler

Kurumun kusurundan kaynaklanan yersiz ödemelerde vatandaşın bilmesi gerekenler:

  1. Tamamını geri ödemek zorunda değildir.
    Yalnızca elinde kalan miktarı iade eder.
  2. Faiz işletilemez.
    Kurumun hatalı işlemi için vatandaş cezalandırılmaz.
  3. İtiraz hakkı vardır.
    SGK’dan gelen yazıya karşı itiraz ederek, ödemelerin hangi nedenle yersiz kabul edildiğini sorgulayabilir.
  4. Dava yoluna başvurabilir.
    Haksız yere faiz veya tamamının istenmesi halinde iş mahkemesine dava açılabilir.

4.6. Kamu Yararı – Bireysel Menfaat Dengesi

SGK’nın kusurundan doğan yersiz ödemeler, aslında kamu idaresi ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin en kritik sınavıdır. Bir yandan devlet, kamu fonlarının korunmasını sağlamak ister; diğer yandan vatandaş, aldığı ödemeyi günlük yaşamında kullanmıştır. Bu nedenle, iyiniyetli vatandaşların korunması ve yalnızca elinde kalan kısmın talep edilmesi, sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak öne çıkar.

5. Vatandaşın Kusurundan Kaynaklanan Yersiz Ödemeler

SGK tarafından yapılan yersiz ödemelerin önemli bir bölümü, doğrudan vatandaşın kusurundan veya bilinçli davranışlarından kaynaklanır. Bu tür durumlarda iade yükümlülüğü çok daha ağırdır ve kimi zaman yalnızca paranın geri ödenmesiyle sınırlı kalmaz, aynı zamanda faiz ve cezai sonuçlar da doğurur.

5.1. Kusur Kavramının Önemi

Sosyal güvenlik hukukunda “kusur”, kişinin kendi beyanı, davranışı veya ihmali nedeniyle kurumun yanlış işlem yapmasına sebep olması anlamına gelir. Eğer bir kimse gerçeğe aykırı bilgi verir, belge sunar ya da ödemeye hak kazanmadığını bilmesine rağmen almaya devam ederse, kusurlu sayılır. Bu noktada kişi artık iyiniyetli kabul edilmez.

Kusurlu davranışların temel özelliği, kişinin aldığı ödemeyi hak etmediğini bilmesi veya bilecek durumda olmasıdır. Bu nedenle hukuken daha ağır sorumluluk doğar.

5.2. Kusurlu Davranışlara Örnekler

Vatandaş kaynaklı yersiz ödemeler, uygulamada genellikle şu durumlarda ortaya çıkar:

  • Gerçeğe aykırı beyan: Emeklilik başvurusunda prim gün sayısını fazla göstermek ya da sigortalılık süresini olduğundan uzun bildirmek.
  • Boşanma sonrası birlikte yaşama: Sosyal güvenlik mevzuatına göre boşanmış eşin dul aylığı alma hakkı vardır; ancak boşandığı halde fiilen eski eşiyle birlikte yaşamaya devam edenler bu hakkı kaybeder. Buna rağmen aylığı almaya devam eden kişilerden ödenen tutarlar geri istenir.
  • Sahte sigortalılık: Hiç çalışmadığı halde sigortalı gösterilerek rapor parası veya doğum yardımı alınması.
  • Vefat eden kişinin aylığını kullanmaya devam etme: Ölümün kuruma bildirilmemesi veya bilerek saklanması halinde bağlanan aylıkların geri ödenmesi gerekir.
  • Hatalı rapor kullanımı: Sahte rapor veya gerçeğe aykırı sağlık belgeleriyle ödeme almak.

Bu örneklerde ortak nokta, kişinin bilerek veya isteyerek kurumu yanıltmasıdır.

5.3. Kusurlu Vatandaşların İade Yükümlülüğü

Kusur halinde iade yükümlülüğü çok daha ağırdır:

  1. Tamamı geri ödenir. Vatandaş aldığı tutarın harcanmış olup olmamasına bakılmaksızın tümünü iade etmek zorundadır.
  2. Faiz uygulanır. Yersiz ödeme tarihinden itibaren geçen süreye göre kanuni faiz işletilir. Böylece hem kamu zararının telafisi hem de caydırıcılık sağlanır.
  3. Cezai yaptırımlar gündeme gelebilir. Gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi veya kurumun yanıltılması halinde dolandırıcılık ya da resmi belgede sahtecilik gibi suçlar da söz konusu olabilir.

5.4. Kusur – İyiniyet Ayrımının Önemi

İyiniyetli vatandaşın yalnızca elinde kalan kısmı iade etmesi yeterliyken, kusurlu vatandaş için bu koruma geçerli değildir. Çünkü kusurlu davranış, sadece kamu zararına değil, aynı zamanda sosyal güvenlik sisteminin güvenilirliğine de zarar verir. Bu nedenle yasa koyucu, kusurlu vatandaşlara daha ağır sorumluluklar yüklemiştir.

5.5. Uygulamada Sık Görülen Senaryolar

Kusurlu davranışlara dair bazı tipik örnekler şunlardır:

  • Boşanma sonrası dul aylığı alma: Eşinden boşandığı halde fiilen birlikte yaşamaya devam eden bir kişinin dul aylığı alması, kurum tarafından tespit edildiğinde tüm ödemeler faiziyle geri istenir.
  • Sahte sigorta bildirimi: Çalışmadığı halde prim ödemesi yapılmış gibi gösterilen kişiler, bu sigortalılığa dayanarak doğum borçlanması veya emeklilik başvurusu yaptıklarında ciddi yaptırımlarla karşılaşırlar.
  • Ölen sigortalının maaşının çekilmesi: Vefat eden sigortalının banka hesabındaki maaşın yakınları tarafından çekilmeye devam edilmesi, haksız kazanç niteliğindedir ve tamamının geri ödenmesi gerekir.

5.6. Vatandaş Açısından Sonuçlar

Kusur nedeniyle yapılan yersiz ödemelerin vatandaş üzerindeki etkileri oldukça ağır olabilir:

  • Borç miktarı çok yüksek olabilir, çünkü sadece ana para değil faiz de geri alınır.
  • Ödenemeyen borçlar icra takibine konu olabilir.
  • Kusurlu davranışın niteliğine göre adli soruşturma açılabilir.

Bu nedenle vatandaşların sosyal güvenlik ödemelerinde doğru beyan vermesi, değişiklikleri zamanında SGK’ya bildirmesi ve herhangi bir şüpheli durumda kurumdan yazılı teyit alması hayati önem taşır.

6. İyiniyet – Kötüniyet Ayrımı

SGK tarafından yapılan yersiz ödemelerin iadesinde en kritik belirleyici unsurlardan biri, vatandaşın ödemeyi alırken içinde bulunduğu iyiniyet veya kötüniyet durumudur. Çünkü aynı miktarda ödeme, vatandaşın niyetine bağlı olarak tamamen farklı hukuki sonuçlar doğurur.

6.1. İyiniyet Kavramı

İyiniyet, kişinin aldığı ödemeyi hak ettiğini sanmasıdır. Yani kişi, ödemenin yanlış olduğunu bilecek durumda değildir. Özellikle sosyal güvenlik ödemeleri karmaşık hesaplamalara dayandığı için, vatandaş çoğu zaman ödenen miktarın doğru olup olmadığını kontrol edemez.

Örneğin:

  • SGK tarafından yanlış hesaplama ile yüksek emekli maaşı bağlanması,
  • Sağlık yardımlarında sistemsel hata sonucu fazla ödeme yapılması,
  • Kurumun teknik aksaklıkları nedeniyle mükerrer ödeme yapılması.

Bu hallerde vatandaş, ödemeyi alırken herhangi bir kötü niyet göstermediği için iyiniyetli sayılır.

Sonuç:

  • İyiniyetli vatandaş yalnızca elinde kalan kısmı iade eder.
  • Harcadığı, tükettiği tutardan sorumlu tutulmaz.
  • Bu durumda faiz de uygulanmaz.

6.2. Kötüniyet Kavramı

Kötüniyet, vatandaşın aslında ödemeyi hak etmediğini bilmesine rağmen susması veya aktif şekilde yanıltıcı davranışta bulunmasıdır. Burada artık kişinin “yanlışlığı fark etmesi gerekirdi” durumu söz konusudur.

Örneğin:

  • Boşandığı halde fiilen eski eşiyle birlikte yaşamaya devam eden kişinin dul aylığı alması,
  • Vefat eden babasının maaşını çekmeye devam eden bir çocuğun durumu,
  • Hatalı ödeme yapıldığını bilmesine rağmen kuruma bildirmeyen kişi.

Bu tür örneklerde vatandaşın iyiniyetli olmadığı açıktır.

Sonuç:

  • Kötüniyetli vatandaş, aldığı ödemeyi tamamıyla iade eder.
  • Harcamış olsa bile sorumluluk devam eder.
  • Ödenen tutara faiz uygulanır.
  • Ayrıca hukuki sorumluluk yanında cezai yaptırımlar da gündeme gelebilir.

6.3. İyiniyet – Kötüniyet Ayrımının Hukuki Sonuçları

Bu ayrım, vatandaşın geri ödeme yükümlülüğünün kapsamını doğrudan etkiler:

Durumİade BorcuFaiz UygulamasıEk Sonuçlar
İyiniyetliYalnızca elinde kalan kısımYokVatandaş korunur
KötüniyetliTamamı iade edilirVarCeza soruşturması gündeme gelebilir

Bu tablo, niyetin hukuki sonuçları nasıl değiştirdiğini açıkça gösterir.

6.4. İyiniyet – Kötüniyet Ayrımının Pratik Önemi

Bu ayrımın uygulamadaki önemi büyüktür. Çünkü aynı ödemeyi alan iki kişi, farklı niyet durumlarına göre bambaşka sonuçlarla karşılaşabilir.

  • Bir kişi SGK’nın hatasından doğan ödemeyi bilmeden kullandığında sadece elinde kalan kısmı iade eder.
  • Diğer kişi aynı durumda, hatayı bilerek sessiz kalmışsa tamamını ve faiziyle ödemek zorundadır.

Dolayısıyla, vatandaş için en güvenli yol, şüpheli bir ödeme ile karşılaştığında SGK’ya yazılı olarak bildirmektir. Bu hem iyiniyetini kanıtlar hem de ileride doğabilecek faiz ve ceza risklerini ortadan kaldırır.

6.5. Sosyal Devlet Anlayışı Açısından Değerlendirme

İyiniyetli kişilerin korunması, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Çünkü sosyal güvenlik ödemeleri çoğu zaman günlük yaşam için harcanır ve vatandaşın elinde birikmiş bir fon kalmaz. Kötüniyetli kişilere daha ağır sorumluluk yüklenmesi ise, hem caydırıcılık sağlamak hem de sistemin güvenilirliğini korumak için zorunludur.

7. Zamanaşımı ve Faiz

SGK’nın yersiz ödeme nedeniyle geri alma taleplerinde zamanaşımı ve faiz iki belirleyici eksendir. Aşağıdaki çerçeve, farklı hukuki dayanakların birbiriyle nasıl kesiştiğini, sürelerin nereden ve nasıl başladığını, faizin hangi şartlarda işletilebileceğini ve uygulamadaki emsal yaklaşımları bütünlüklü biçimde ortaya koyar. Bu bölüm, önce süre rejimini, ardından faiz rejimini ve uygulama örneklerini ayrı ayrı ele alır; böylece bilgi tekrarına düşmeden tüm ayrıntılar kapsanır.

7.1. Süre Rejimi: Hangi Zamanaşımı Uygulanır?

Yersiz ödemelerin iadesinde iki farklı norm grubu devreye girer:

  1. 5510 sayılı Kanun m.96’daki “5 ve 10 yıllık” sınırlar
    • Bu süreler zamanaşımı değildir; iade talebinin miktarını sınırlayan tavan niteliğindedir.
    • Amaç, geriye dönük “ne kadar” alacağın istenebileceğini belirlemektir. Dolayısıyla bu sürelerin dolması, alacağı tümden ortadan kaldıran bir zamanaşımı def’i sağlamaz; sadece tahsil edilebilir dönemi kısaltır.
  2. Asıl zamanaşımı tartışması: 5510 m.93 mü, TBK genel hükümleri mi?
    • Görüş A: Yersiz ödeme, Kurumun “diğer alacakları” kapsamında görülür ve 5510 m.93 uygulanır. Buna göre zamanaşımı, ödeme vadesini izleyen takvim yılının başından itibaren 10 yıldır.
    • Görüş B: Yersiz ödeme özünde sebepsiz zenginleşme olduğundan TBK genel hükümleri (özellikle TBK m.82) uygulanır. Bu rejimde 2 yıl (öğrenmeden itibaren) ve her hâlükârda 10 yıl (zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten) sınırları geçerlidir.

Pratik sonuç: Uygulamada hem 5510 m.93’e dayalı 10 yıllık genel süre hem de TBK m.82’deki 2/10 yıllık yapı, somut olaya göre tartışılabilir. Kurumun alacağı “sosyal güvenlik ilişkisine bağlı diğer alacak” gibi değerlendirilirse m.93; “sebepsiz zenginleşme” niteliği vurgulanırsa TBK m.82 öne çıkar. Her iki yaklaşım da mutlak değildir; olaya göre norm seçimi yapılır.

7.2. Sürenin Başlangıcı: “Ne Zaman İşlemeye Başlar?”

  • 5510 m.93 yaklaşımı benimsenirse: Süre, ödeme vadesini izleyen takvim yılının başında işlemeye başlar (örneğin, vadesi 15.07.2021 ise süre 01.01.2022’de başlar).
  • TBK m.82 yaklaşımı benimsenirse: Kısa süre (2 yıl), Kurumun geri alma hakkını öğrendiği andan; uzun süre (10 yıl) ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten işler.

Uygulamada ayrıca, “öğrenme”nin kimin bilgisiyle gerçekleşeceği önemlidir. Esas alınan, dava açmaya yetkili birimin/organın yersiz ödemeyi ve muhatabını somut olarak öğrenmesidir. Böylece Kurumun iç işleyişindeki gecikmeler, vatandaş aleyhine otomatik dezavantaj yaratmaz.

7.3. Sürenin Kesilmesi/Durması ve Talep Yönetimi

  • Dava açma, icra takibi gibi işlemler zamanaşımını keser.
  • Kesilme sonrası yeni bir süre işlemeye başlar.
  • Basit yazışmalar her zaman kesme etkisi doğurmaz; talep ve tebliğlerin usulüne uygunluğu önemlidir. Bu nedenle, Kurumun talep yazılarında miktar, gerekçe ve hukuki dayanak net olmalı; vatandaş ise aldığı yazıya zamanında ve yazılı cevap vermelidir.

7.4. Faiz Rejimi: Hangi Hallerde Faiz İşletilir?

Faiz, yersiz ödeme iadesinde iyi/kötü niyet ve kusur kaynağı ile yakından bağlantılıdır. Temel ilkeler:

  1. Kusur vatandaşa aitse (yanıltıcı beyan, sahte belge, ölümün gizlenmesi vb.):
    • Ana para tamamen geri alınır.
    • Faiz işletilir.
    • Olayın niteliğine göre cezai riskler doğabilir.
  2. Kusur Kuruma aitse (hatalı hesap, sistemsel yanlışlık, iç işlem hatası vb.) ve vatandaş iyiniyetli ise:
    • İade yalnızca elde kalan kısım üzerinden gündeme gelir.
    • Faiz uygulanmaması gerekir; zira kişi hatayı fark edebilecek konumda değildir ve ödeme çoğu zaman tüketilmiştir.
    • Taksitlendirme (ekonomik dengenin korunması) özellikle gözetilir.
  3. Temerrüt (TBK m.117) bağlantısı:
    • İyiniyetli zenginleşende temerrüt, kural olarak Kurumun açık talebi ile başlar; bu andan önce faiz yürütülmez.
    • Kötüniyetli zenginleşende, temerrüt ve faiz başlangıcı zenginleşmenin gerçekleştiği ana kadar geri çekilebilir.
Durumİade KapsamıFaizNot
Kurum kusuru + vatandaş iyiniyetElinde kalanYokTaksitlendirme öncelikli
Vatandaş kusuru/kötüniyetTamamıVarCezai risk doğabilir
İyiniyet + temerrüt yokElinde kalanYokTalep öncesi faiz işlemez
İyiniyet + talep sonrasıElinde kalan(Kuralen) talep tarihindenTalebin usulüne uygun tebliği şart

7.5. Uygulama Örnekleri (Somut Senaryolar)

  • Yanlış hesaplanan emekli aylığı (kurum kusuru):
    Kişi aylığını düzenli çekmiş, hatayı makul olarak fark etmesi beklenemez. Elinde kalan tutar istenir; faiz işletilmez; ödeme taksitlendirilebilir.
  • Boşanıp fiilen birlikte yaşamaya devam eden dul aylığı (vatandaş kusuru/kötüniyet):
    Aylık tamamı ve faiziyle geri alınır; ayrıca cezai süreç gündeme gelebilir.
  • Ölen babanın aylığını çekmeye devam etme (vatandaş kusuru/kötüniyet):
    Tam iade + faiz; olayın niteliğine göre savcılık süreci mümkündür.
  • Sistemsel hatayla mükerrer sağlık ödemesi (kurum kusuru + iyiniyet):
    Faiz yok, elinde kalan tutar talep edilir; talep yazısından önce faiz işlemez.

7.6. Emsal Yaklaşımlar ve İçtihat Yönü

  • Sürenin başlangıcı ve öğrenme:
    Yetkili birimin somut olaya dair öğrenme anı, sürenin başlangıcında esastır. Bu, özellikle geniş teşkilat yapısında Kurumun içsel gecikmeleri nedeniyle vatandaş aleyhine otomatik süre işletilmesini önler.
  • m.96’daki 5/10 yılın niteliği:
    Bu süreler, zamanaşımı değil; geri istenebilecek dönemi sınırlayan teknik tavanlardır. Zamanaşımı def’i olarak tek başına ileri sürülemezler.
  • m.93 mü, TBK m.82 mi?
    Uygulamada her iki yaklaşım da görülmüştür:
    • Yersiz ödeme “diğer alacak” olarak m.93/10 yıl kapsamında ele alınabilir.
    • “Sebepsiz zenginleşme” karakteri güçlüyse, TBK m.82’nin 2/10 yıllık rejimi uygulanabilir.
      Somut olayın hukuki bağlamı (sosyal güvenlik ilişkisinin yoğunluğu vs.) norm seçimini belirler.
  • Faiz ve ölçülülük:
    Özellikle kurum kusurundan doğan yersiz ödemelerde, faiz talep edilmemesi ve taksitlendirme yapılması, kişiye aşırı külfet yüklenmesini önleyen yerleşik bir yaklaşımdır. Bu çerçeve, mülkiyet hakkı ve ölçülülük ilkeleriyle uyumlu görülmektedir.

7.7. Stratejik Notlar

  • Süre hesabını çift kulvarda yapın:
    Hem m.93 (10 yıl) hem TBK m.82 (2/10 yıl) ihtimalini kontrol edin; hangisinin somut olaya daha uygun olduğunu hukuki bağlam belirler.
  • Öğrenme anını belgeleyin:
    Kurum için: Hangi birimin ne zaman ve nasıl öğrendiğini kayıt altına alın.
    Vatandaş için: Talep yazılarının tebliğ tarihini saklayın; itiraz/ödeme planı için bu kritik.
  • Faiz için niyet ve kusur ayrımı esastır:
    İyiniyet + kurum kusuru kombinasyonunda faizsiz ve taksitli çözüm makuldür.
    Kötüniyet/kusur hallerinde faiz doğar; temerrüt başlangıcı erken kabul edilebilir.

8. İtiraz ve Dava Yolları

Yersiz ödeme süreçlerinde itiraz–dava stratejisi, borcun doğumu ve tahsil yöntemleri kadar kritiktir. Bu bölümde idari başvuru, tahsil araçları, yargı yolu ve görevli mahkeme, delil–ispat ve stratejik savunmalar ayrı başlıklarla ele alınır; önceki bölümlerle tekrar etmeyecek biçimde, yalnızca usul ve yol haritasına odaklanır.

8.1. Bildirim ve ilk tepki: Tebliğden sonra yapılacaklar

  • Tebliğ edilen yazıyı (borç çıkarma, mahsup/ kesinti bildirimi, geri alma kararı) tam metin ve ekleriyle dosyaya alın.
  • Hesap dökümünü, ödeme kalemlerini, dayanak işlemleri (ör. aylık bağlama, sağlık gideri, ödenek) kalem kalem isteyin.
  • Hesaplama hatası (miktar/ dönem), hakkın doğumu (hak edilip edilmediği), iyi niyet ve kusur kaynağı (kurum mu, kişi mi?) başlıklarında itiraz gerekçelerinizi tasnif edin.
  • Zamanaşımı ve faiz başlangıcı/temerrüt itirazlarını ayrı başlık halinde dilekçeye koyun (bkz. Bölüm 7’nin sonuçları).

8.2. İdari başvuru: Mahsup–kesinti–taksitlendirme hattı

  • Uygulamada SGK, yersiz ödemeleri öncelikle mahsup (kurumdan doğan alacaklardan düşme) ve gelir/aylıktan kesinti yoluyla tahsil etmeye yönelir.
  • Mahsup imkânsızsa, genel hükümlere göre tahsil gündeme gelir; bu çerçeve kamu alacaklarının tahsiline ilişkin işleyişe bağlanabilir.
  • İyi niyetli kişiler yönünden taksit ve makul kesinti oranları talep edilebilir; geçim dengesi, ödeme gücü ve sosyal devlet ilkesi argümanlarıyla desteklenmelidir.
  • Eleştiriye açık nokta: Yargı kararı olmaksızın tek taraflı kesinti uygulamaları doktrinde haklılık–ölçülülük bakımından tartışmalıdır. Bu durumda yargısal denetim talep edilebilir.

8.3. Yargı yolu ve görevli mahkeme (rejime göre ayrım)

  • Genel rejim (5510 çerçevesi): Sosyal güvenlik ilişkisinden doğan yersiz ödeme uyuşmazlıklarının yargısal çözümü, iş uyuşmazlıklarıyla birlikte iş yargısında değerlendirilir.
  • Kamu görevlileri/ geçiş dönemi (5434 bağlantısı): Emekli Sandığı rejiminden doğan, geçiş hükümlerinin etkilediği kimi durumlarda idari yargı devreye girebilir.
  • Pratik sonuç: Görevli yargı kişinin statüsü (işçi–bağımsız–kamu görevlisi) ve işlemin dayandığı rejim/ dönem dikkate alınarak belirlenir. Geçiş senaryolarında (özellikle kamu görevlileri bakımından) maddi rejimi (5434 mü, 5510 mu?) netleştirmeden dava açmayın.

8.4. Deliller ve ispat yükü: Ne, nasıl sunulmalı?

  • Banka kayıtları/ dekontlar, tahsis/ödeme kararları, sağlık harcaması dökümleri, nüfus kayıtları, çalışma–gelir durumuna ilişkin belgeler.
  • İyi niyet savunması için: hatanın fark edilemeyeceğini gösteren hesap karmaşıklığı, süreklilik arz eden ödemeler, SGK iç yazışmalarındaki gecikme/ bildirim eksikliği gibi hususlar önemlidir.
  • Faiz–temerrüt tartışması için: tebligat tarihi, talep yazısının içeriği, bildirimden sonra geçen süre ve taksit/ödeme planı teklifleri ispat değeri taşır.

8.5. Stratejik savunmalar (olay türüne göre)

  • İyi niyet–kurum kusuru: Elinizde kalmayan–tüketilmiş kısım için iade sorumluluğunun bulunmadığını, faiz yürütülemeyeceğini ve taksit/ makul kesinti gereğini vurgulayın.
  • Zamanaşımı: Somut olaya göre süre rejimini çift kulvarda kurun (sosyal güvenlik ilişkisine bağlı genel süre yaklaşımı ↔ sebepsiz zenginleşme yaklaşımı).
  • Faiz ve temerrüt: İyi niyette faiz başlangıcı bildirim/ talep ile; kurum kusurunun ağır bastığı örneklerde ek süre eşikleri argüman olarak kullanılabilir.
  • Yetki–görev: Rejimi/ dönemi doğru okuduğunuzu dosya üzerinden gösterin; yanlış yargı yolunda dava açmayın.

8.6. Uygulama örnekleri (özet senaryolar)

  • Hatalı aylık bağlama (kurum kusuru + iyi niyet): Kişi ödemeyi tüketmiş; elde kalan kısım iade–faiz yok; makul taksit talebi kabul görebilir.
  • Boşanıp birlikte yaşamaya devam (kişisel kusur/kötüniyet): Tam iade + faiz; kesinti/mahsup yanında cezai süreç olasılığı.
  • Mükerrer sağlık ödemesi (kurum kusuru): Faiz yürütülmez; bildirim sonrası plan dahilinde tahsil; mahsubun mümkün olmadığı yerde genel hüküm devreye girer.

9. Vatandaş İçin Pratik Rehber

Bu bölüm, önceki hukuki çerçeveyi vatandaşın el kitabına çevirir. Tekrardan kaçınmak için yalnızca uygulanabilir adımlar verilir.

9.1. İlk 72 saat: Hasar tespiti ve pozisyon alma

  1. Tebliğ zarfını ve eklerini dosyalayın; tarih–saat notu düşün.
  2. Hesap dökümünü ve dayanak işlemleri yazılı isteyin (kalem kalem).
  3. Kendi durumunuzu sınıflayın:
    • Kurum hatası mı? Ben hata yaptım mı?
    • Ödemeyi tüketmiş miyim? Elde kalan nedir?
    • Düzenli gelir/aylık alıyor muyum? Mahsup–kesinti mümkün mü?

9.2. İtiraz dilekçesinde mutlaka yer alması gereken 6 başlık

  • Olay özeti (tarih–kalem–tutar).
  • Hukuki nitelendirme (iyi niyet/ kusur kaynağı/ sebepsiz zenginleşme sınırları).
  • Zamanaşımı (uygulanacak süre rejimini açık seçik belirtin).
  • Faiz–temerrüt (başlangıç anı–bildirim ilişkisi).
  • Tahsil yöntemi (mahsup/ kesinti oranı–taksit talebi–ölçülülük).
  • Delil listesi (dekont, nüfus kaydı, sağlık/ödenek evrakı, yazışmalar).

9.3. Tahsil aşamasında pazarlık başlıkları (iyi niyetliler için)

  • Taksit sayısı ve taksit tutarı: Geçim standardını somut verilerle gösterin.
  • Kesinti oranı: Aylık gelirin/ asgari geçim düzeyinin altına düşmeyecek makul oran.
  • Başlangıç tarihi: Bildirim–temerrüt–ödemeye başlama dengesi.
  • Ara ödeme: Elde kalan kısım için ara ödeme teklif ederek faiz tartışmasını yumuşatın.

9.4. Dava açmadan önce son kontrol listesi

  • Yargı yolu–görev: Rejim/dönem analizi (genel rejimde iş yargısı; geçiş/5434 bağlantılı senaryolarda idari yargı ihtimali).
  • Süreler: İtiraz–dava–temyiz pencerelerini kaçırmayın (tebligat tarihi esas alın).
  • Delil hazır mı? Banka hareketleri ve yazılı başvurular tam mı?
  • Masraf–fayda analizi: Tutar, faiz ve kesinti rejimi üzerinden net kazanç hesabı.

9.5. Üç kısa “örnek dilekçe paragrafı”

  • İyi niyet–kurum kusuru:
    “Tarafıma yapılan ödemeler, Kurumun hesap hatasından kaynaklanmış olup hatayı fark etmem mümkün değildir. Tüketilmiş kısım yönünden iade sorumluluğum bulunmadığını, elde kalan kısım için ise taksitlendirme yapılmasını talep ederim. Bildirimden önce faiz işletilmesi hukuken mümkün değildir.”
  • Faiz–temerrüt itirazı:
    “Temerrüt, ancak usulüne uygun bildirimle doğabilir. Bildirimden itibaren makul eşik dolmadan faiz talep edilmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.”
  • Kesinti–ölçülülük:
    “Gelir/aylıktan gerçekleştirilecek kesinti oranının, geçim koşullarım dikkate alınarak makul düzeyde belirlenmesini; aksi durumda sosyal güvenlik amacının ortadan kalkacağını beyan ederim.”

Sonuç: Sosyal Güvenlikte Hakkaniyet ve Güven

Sosyal güvenlik sistemi, toplumun en temel güvencelerinden biridir ve bu sistemin işleyişi, hem kamu kaynaklarının korunmasını hem de vatandaşın haklarının adil bir şekilde gözetilmesini gerektirir. Yersiz ödemeler, bu hassas dengenin bir sonucudur. Ödemelerin hatalı veya fazla yapılması, ister SGK’nın ister vatandaşın kusurundan kaynaklansın, iade sürecini kaçınılmaz kılar.

Bu süreçte en kritik ayrım, vatandaşın iyi niyetli mi yoksa kötü niyetli mi olduğudur. Eğer yersiz ödeme SGK’nın hatasından kaynaklanıyorsa ve kişi bu durumu makul olarak fark edemeyecek durumdaysa, sadece elinde kalan kısmı faizsiz olarak iade etmekle yükümlüdür. Ancak, gerçeğe aykırı beyan, sahte belge kullanımı veya bilerek durumu gizleme gibi durumlarda, ödemenin tamamı faiziyle birlikte geri alınır ve cezai yaptırımlar da gündeme gelebilir.

Unutulmamalıdır ki, sosyal güvenlik hukuku; hakkaniyet, ölçülülük ve iyiniyet kavramlarını temel alır. Bu nedenle, olası bir yersiz ödeme bildiriminde, itiraz ve dava yollarının açık olduğunu, faiz ve zamanaşımı sürelerinin her duruma göre farklı işlediğini bilmek son derece önemlidir. Şüpheli bir durumda kuruma yazılı başvuru yaparak durumu bildirmek, hem ileride oluşabilecek faiz yükünü ortadan kaldırır hem de vatandaşın iyi niyetini kanıtlar. Bu, hem bireysel hakların korunmasını sağlar hem de sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni pekiştirir.

SGK Yersiz Ödemelerin İadesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

SGK hatalı ödeme yaptı; iyi niyetliyim. Hepsini geri ödemek zorunda mıyım?
Hayır. İyi niyetliyseniz ve ödeme SGK’nın hatasından kaynaklanıyorsa, kural olarak yalnızca elinizde kalan kısmın iadesi istenir. Günlük ihtiyaçlar için tüketilmiş kısım yönünden sorumluluk doğmaz; faiz de işletilmez. Tahsil aşamasında taksit ve makul kesinti talep edebilirsiniz.
SGK kaç yıl geriye dönük talepte bulunabilir? Zamanaşımı nasıl işler?
İki kulvar vardır:
Talep dönemi sınırı: Geri istenebilecek dönem teknik tavanlarla sınırlanır (ör. bazı hallerde 5/10 yıl mantığı). Bu zamanaşımı değil, ne kadar geriye gidileceğinin üst sınırıdır.
Zamanaşımı: Alacağın tamamen düşmesini gündeme getirir. Uygulamada sosyal güvenlik ilişkisinin genel süre yaklaşımı ile sebepsiz zenginleşme (2/10 yıl) yaklaşımı somut olaya göre tartılır. Dosyanızda her iki ihtimali de kontrol etmek gerekir.
Faiz ne zaman başlar?
Kurum kusuru + iyi niyet: Kuralen faiz yürütülmez.
İyi niyet + talep/tebligat sonrası ödeme yapılmazsa: Faiz çoğunlukla usulüne uygun talep tarihinden itibaren gündeme gelir.
Vatandaş kusuru/kötüniyet: Tam iade + faiz esası geçerlidir; faiz başlangıcı zenginleşme/ödeme anına kadar geriye çekilebilir.
SGK yazısına nasıl itiraz edilir; hangi mahkeme görevlidir?
Önce tebliğ edilen yazı ve ekleri tam metin alın, kalem kalem döküm isteyin. İtirazda; iyi/kötü niyet, kusur kaynağı, talep dönemi–zamanaşımı, faiz/temerrüt başlıklarını ayrı kurun ve delilleri (banka hareketleri, nüfus/sağlık/ödeme evrakı, yazışmalar) ekleyin. Yargı yolu, kişinin statüsüne ve işleme dayanak rejime göre belirlenir: genel olarak sosyal güvenlik uyuşmazlıkları iş yargısında; bazı geçiş/kamu görevlisi dosyalarında idari yargıda görülebilir.
Aylığımdan kesinti oranı nasıl belirlenir; taksit yapabilir miyim?
Tahsil öncelikle mahsup ve gelir/aylıktan kesinti yoluyla yapılabilir. Oran belirlenirken ölçülülük esastır; geçim koşullarınızı belgeleyerek daha düşük oran ve taksit talep edebilirsiniz. İyi niyetli dosyalarda faizsiz–taksitli çözüm, hem sosyal devlet ilkesi hem de hakkaniyet gereği tercih edilen bir uygulamadır.

Uyarı

Bu yazı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan yersiz ödemeler hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Hak kaybı yaşamamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir. Yazıdaki bilgilerde zaman içinde yasal değişiklikler meydana gelebileceğinden, güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir. Yazımız hakkındaki soru ve görüşleriniz için iletişim sayfamızdaki kanallardan ya da sağ alt köşedeki sohbet butonundan bize ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Arkadaşlarınızla sosyal medya üzerinden paylaşarak daha fazla kişinin faydalanmasını sağlayabilirsiniz.
Scroll to Top
WhatsApp whatsapp