Mirasçılar Arasında Adalet Dengesi: Mirasta Denkleştirme Nedir?
Miras hukuku, bir kişinin vefatından sonra geride bıraktığı malvarlığının paylaşımını düzenlerken, sadece ölüm anında mevcut olan malları değil, sağlığında yaptığı bazı işlemleri de dikkate alır. Hukuk sistemimiz, mirasbırakanın sağlığında bazı mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmaların, diğer mirasçılar aleyhine bir dengesizlik yaratabileceğini öngörür. İşte bu dengesizliği gidermek ve mirasçılar arasında bozulan eşitliği yeniden tesis etmek amacıyla ”Mirasta Denkleştirme” kurumu devreye girer.
Halk arasında veya eski kanun döneminde ”mirasta iade” olarak da bilinen bu kavram, mirasbırakanın sağlığında miras payına mahsuben yaptığı kazandırmaların, ölümden sonra terekeye (miras masasına) geri döndürülmesi işlemidir.
Denkleştirmenin Temel Amacı ve Mantığı
Denkleştirmenin özünde, mirasbırakanın yasal mirasçıları arasında eşitlik gözetmek istediği varsayımı yatar. Özellikle çocuklar (altsoy) arasında yapılan büyük yardımların, aslında bir bağış değil, miras payının önceden verilmesi (avans) olduğu kabul edilir.
Bu kurumun temel amacı, mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalarla bozulan dengeyi, ölümünden sonra terekeyi yeniden hesaplayarak sağlamaktır. Böylece mirasçılar, sanki o mallar hiç elden çıkmamış gibi bir araya getirilmiş net tereke üzerinden haklarını alırlar.
Hukuki Niteliği: Bir Ön Vasiyet mi Yoksa Avans mı?
Denkleştirmenin hukuki niteliği üzerine doktrinde farklı görüşler bulunsa da, Türk hukukunda kabul gören baskın görüş şahsi borç teorisidir . Buna göre, denkleştirme yükümlüsü olan mirasçı ile denkleştirme talep eden mirasçı arasında, mirasın açılmasıyla birlikte bir alacak-borç ilişkisi doğar.
Burada mirasbırakanın yaptığı kazandırma, mirasçıya verilen bir ön vasiyet değil, onun gelecekteki miras payına mahsuben verilmiş bir avans niteliğindedir. Mirasçı, aldığı bu değeri geri vererek veya payından düşerek borcunu ödemiş olur.
Uygulamada Sıkça Karıştırılan Kavramlar: Denkleştirme, Tenkis ve Muris Muvazaası
Miras davalarında en sık yapılan hata, denkleştirme davası ile tenkis davasının veya muris muvazaasının birbirine karıştırılmasıdır. İsimleri benzer süreçleri çağrıştırsa da, bu kurumların amaçları, şartları ve sonuçları birbirinden tamamen farklıdır.
1. Denkleştirme ve Tenkis Arasındaki Farklar
Amaç Farkı: Denkleştirme davasının amacı mirasçılar arasındaki eşitliği sağlamaktır. Tenkis davasının amacı ise mirasçının saklı payını korumaktır. Bir mirasçı saklı payını alsa bile, eşitliğin bozulduğu gerekçesiyle denkleştirme talep edebilir.
İrade Farkı: Denkleştirme kuralları tamamlayıcı hukuk kurallarıdır; yani mirasbırakan isterse bir kazandırmayı denkleştirmeden muaf tutabilir (“Bunu kızıma veriyorum, mirasından düşülmesin” diyebilir). Ancak tenkis kuralları emredicidir; mirasbırakan istese bile saklı pay kurallarını ihlal edemez.
Konu Farkı: Denkleştirme sadece mirasbırakanın sağlığında yaptığı (sağlararası) kazandırmaları konu alırken, tenkis davası hem sağlararası kazandırmaları hem de ölüme bağlı tasarrufları (vasiyetname gibi) kapsar.
2. Denkleştirme ve Muris Muvazaası Arasındaki Farklar
Geçerlilik Farkı: Denkleştirmede, mirasbırakanın yaptığı kazandırma (örneğin bir bağış) hukuken geçerli bir işlemdir. Sadece hesaplaşma sırasında dikkate alınması gerekir. Muris muvazaasında (mal kaçırma) ise, yapılan işlem (örneğin bağışlanan malın tapuda satış gibi gösterilmesi) tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir.
Sonuç Farkı: Muvazaa davası kazanıldığında tapu iptal edilir ve mal terekeye döner. Denkleştirmede ise işlem iptal edilmez; mirasçı aldığı malı iade etmek veya bedelini miras payından düşmek arasında seçim yapabilir.
3. Denkleştirme ve Paylaşma Kuralı Arasındaki Farklar
Paylaşma kuralı, mirasbırakanın terekedeki mevcut malların kimlere verileceğini belirlemesidir (Örneğin: “Arabam oğluma, evim kızıma kalsın”). Bu durum malın mülkiyetini hemen devretmez, sadece paylaşım yöntemini gösterir. Denkleştirmede ise mirasbırakan sağlığında malın mülkiyetini mirasçıya devretmiştir ve bu mal artık terekede fiilen yoktur.
Hangi Kazandırmalar Denkleştirmeye Tabidir?
Miras hukukunda denkleştirme kurumunun devreye girebilmesi için mirasbırakanın yaptığı her türlü yardım veya hediyenin hesaba katılması gerekmez. Kanun koyucu, özellikle aile içi dayanışmayı zedelememek adına bazı kazandırmaları kapsam dışı bırakırken, bazılarını ise adaleti sağlamak adına özellikle kapsama almıştır.
Bir kazandırmanın iadeye tabi olup olmadığını belirlerken bakılan temel kriter; kazandırmanın miras payına mahsuben yapılıp yapılmadığıdır. Ancak mirasbırakan bu niyetini her zaman açıkça belirtmeyebilir. İşte bu noktada Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 669/2 devreye girer ve özellikle çocuklar (altsoy) için belirli kazandırma türlerini doğrudan denkleştirme kapsamında sayar.
Aşağıda, uygulamada en çok karşılaşılan ve denkleştirme davasına konu olan kazandırma türlerini detaylandırdık.
1. Kanunen İadesi Gereken Kazandırmalar (TMK m. 669/2)
Kanun koyucu, mirasbırakanın altsoyuna (çocuklarına ve torunlarına) yaptığı bazı büyük yardımları, aksi belirtilmedikçe miras payının bir ön ödemesi olarak kabul eder. Bu kazandırmalar şunlardır:
a) Çeyiz ve Ev Kurma Masrafları
Toplumumuzda ebeveynlerin çocukları evlenirken onlara destek olması yaygın bir gelenektir. Ancak hukukumuzda çeyiz kavramı, sadece geleneksel bohça veya giyim eşyalarından ibaret değildir. Altsoyun evlenirken ortak bir hayat kurmasını kolaylaştırmak amacıyla verilen, ev eşyaları, mobilyalar veya bir evin oturmaya hazır hale getirilmesi için yapılan harcamalar çeyiz kapsamında değerlendirilir.
*Peki Sınır Nedir? Her çeyiz yardımı mirastan düşülmez. TMK m. 675/2 uyarınca, eğer yapılan yardım alışılmış ölçüler içindeyse (ailenin ekonomik durumuna uygun, aşırıya kaçmayan), mirasbırakanın bunu bağışlamak istediği ve denkleştirmeye. tabi tutmak istemediği varsayılır. Ancak alışılmış sınırları aşan lüks harcamalar veya ev alınması gibi durumlar denkleştirmeye tabidir.
Düğün Masrafları Dahil mi? Hayır. Düğün salonu kirası, yemek masrafları, balayı giderleri veya geline/damada takılan takılar kural olarak çeyizi sayılmaz; bunlar evlenme gideridir ve denkleştirmeye tabi değildir.
b) Kuruluş Sermayesi (İş Yeri Açma Desteği)
Mirasbırakanın, çocuğunun ekonomik bağımsızlığını kazanması veya mevcut işini geliştirmesi için verdiği sermaye desteği, kuruluş sermayesi olarak adlandırılır ve kanunen denkleştirmeye tabidir.
Neler Girer? Bir avukatlık ofisinin döşenmesi, bir dükkan açılması için verilen nakit para, ticari taksi plakası alınması veya bir şirkete sermaye koyulması bu kapsama girer.
İş Batarsa Ne Olur? Önemli olan paranın veriliş amacıdır. Çocuk, babasından aldığı parayla kurduğu işi batırsa bile, aldığı bu miktar miras payından mahsup edilir; çünkü amaç ekonomik bir şans verilmesidir.
c) Malvarlığı Devri ve Borçtan Kurtarma
En sık rastlanan denkleştirme kalemlerinden biri malvarlığı devridir. Bir tarlanın, bir dükkanın veya bir işletmenin bütünüyle çocuğa devredilmesi durumunda, bu işlem açıkça denkleştirmeye tabidir. Yargıtay’ın eski kararlarında münferit taşınmaz devirleri tartışmalı olsa da, güncel yaklaşım ve doktrindeki baskın görüş, önemli miktardaki taşınmaz devirlerinin de (örneğin bir dairenin tapuda bağışlanması) bu kapsama girdiği yönündedir.
Borçtan kurtarma ise, mirasbırakanın çocuğunun üçüncü bir kişiye olan borcunu ödemesi (örneğin yüklü bir kredi kartı veya banka kredisini kapatması) durumudur. Bu ödeme karşılıksız yapılmışsa, çocuk aslında pasiflerinden kurtularak zenginleşmiş sayılır ve bu miktar mirasta denkleştirmeye tabi tutulur.
2. Eğitim ve Öğrenim Giderlerinde Sınır: Özel Okul Masrafları
Ebeveynlerin çocuklarını okutması kanuni bir yükümlülüktür (TMK m. 327). Bu nedenle, çocukların eğitimi için yapılan olağan ve alışılmış harcamalar denkleştirmeye tabi değildir.
Ancak burada ince bir çizgi vardır: Eğer mirasbırakan, çocuklarından biri için diğerlerine yapmadığı alışılmış ölçüleri aşan eğitim harcamaları yapmışsa (örneğin bir çocuğu devlet okuluna giderken diğerini çok pahalı bir özel üniversitede veya yurt dışında okutmuşsa), bu fazlalık kısım denkleştirmeye tabi tutulabilir. Burada alışılmış ölçü, ailenin ekonomik durumuna ve çevre şartlarına göre hakim tarafından belirlenir.
3. Olağan Hediyeler ve Evlenme Giderleri
Miras hukuku, sosyal ilişkileri ve gelenekleri zedelemek istemez. Bu nedenle doğum günü, bayram, yılbaşı veya mezuniyet gibi özel günlerde verilen olağan hediyeler (saat, telefon, bilgisayar vb.) denkleştirmeye tabi değildir.
Bir hediyenin olağan sayılıp sayılmayacağı, mirasbırakanın ekonomik gücüne göre değişir. Varlıklı bir ailenin çocuğuna mezuniyet hediyesi olarak aldığı orta sınıf bir otomobil olağan sayılabilirken, dar gelirli bir ailede bu durum denkleştirmeyi gerektiren bir kazandırma olarak kabul edilebilir. Benzer şekilde, örf ve adete uygun yapılan düğün masrafları da mirastan düşülmez.
4. Gizli Bağışlar ve Karma İşlemler
Uygulamada en çok kafa karıştıran durumlardan biri, işlemin adının farklı konulmasıdır.
Karma Bağışlar (Düşük Bedelli Satışlar): Mirasbırakan, gerçek değeri 5 milyon TL olan bir evi, çocuğuna tapuda 1 milyon TL’ye satmış gibi gösterebilir. Aradaki 4 milyon TL’lik fark, mirasbırakanın bağışlama iradesini gösterir ve bu karşılıksız kısım denkleştirmeye tabidir.
Gizli Bağışlar: Tapuda işlem tamamen satış gibi gösterilse de (muris muvazaası), eğer işlemin aslında bağış olduğu ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı güdülmediği, sadece bir denkleştirme/paylaştırma amacı olduğu ispatlanabilirse, bu kazandırma da denkleştirme hükümlerine göre terekeye iade edilebilir. Yargıtay bazı kararlarında, tapuda satış gösterilmesinin, mirasbırakanın iade edilmesini istemediğine dair bir karine olabileceğini belirtse de, işlemin gerçek niteliği (bağış olup olmadığı) her somut olayda araştırılmalıdır.
Özetle; mirasbırakanın sağlığında yaptığı her yardım değil, ekonomik dengeyi bozan, kuruluş sermayesi niteliğindeki veya malvarlığının önemli bir kısmını oluşturan karşılıksız kazandırmalar miras avansı sayılarak terekeye geri çağrılır.
Denkleştirmenin Tarafları: Kimler İsteyebilir, Kimler İade Etmek Zorundadır?
Mirasta denkleştirme davası, herkesin herkese karşı açabileceği bir dava türü değildir. Kanun koyucu, bu davanın taraflarını belirlerken yasal mirasçılık sıfatını temel şart olarak aramıştır. Yani, bir kişinin denkleştirme borçlusu veya alacaklısı olabilmesi için, mirasbırakanın ölümü anında onun yasal mirasçısı sıfatını taşıması gerekir.
Uygulamada, mirasçıların statüsüne (çocuk, eş, kardeş vb.) göre iade yükümlülüğü ve talep hakları ciddi farklılıklar gösterir.
1. Altsoy Mirasçıların Durumu (Çocuklar ve Torunlar)
Miras hukukunda denkleştirme kurumunun asıl hedef kitlesi altsoy, yani mirasbırakanın çocukları ve torunlarıdır. Kanun koyucu, bir anne veya babanın çocukları arasında eşitliği bozmak istemeyeceği varsayımından (karinesinden) hareket eder.
Otomatik Yükümlülük: Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı çeyiz, kuruluş sermayesi veya malvarlığı devri gibi kazandırmalar, herhangi bir talimat olmasa bile kanun gereği denkleştirmeye tabidir.
İspat Yükü: Eğer bir çocuk, babasından aldığı paranın veya dükkanın mirastan düşülmemesi gerektiğini, bunun bir hediye olduğunu iddia ediyorsa, bunu ispatlamak zorundadır. Aksi ispat edilemezse, aldığı malı terekeye iade etmekle yükümlüdür.
2. Altsoy Dışındaki Mirasçıların Durumu (Kardeşler, Anne-Baba)
Mirasbırakanın altsoyu dışındaki yasal mirasçıları (örneğin çocuğu olmayan birinin kardeşleri veya anne-babası) için kural tam tersidir. Kanun, kişinin kardeşini veya ebeveynini çocuğu kadar eşit gözetmek zorunda hissetmeyebileceğini varsayar.
İradi Yükümlülük: Kardeşlere veya diğer yan soy hısımlara yapılan kazandırmalar, kural olarak denkleştirmeye tabi değildir. Bu kişilerin iade borçlusu olabilmesi için, mirasbırakanın kazandırmayı yaparken bunu miras payına mahsuben veriyorum şeklinde açık bir irade ortaya koymuş olması gerekir.
İspat Yükü: Bu durumda, malın iade edilmesi gerektiğini iddia eden davacı (diğer mirasçı), mirasbırakanın iade yönünde bir emri olduğunu ispatlamak zorundadır.
3. Sağ Kalan Eşin Kritik Durumu: Eş İade Yapar mı?
Uygulamada en çok tartışılan ve Yargıtay kararlarına konu olan husus sağ kalan eşin durumudur. Eş, yasal bir mirasçıdır ancak “altsoy” grubuna girmez. Bu durum iki önemli sonuç doğurur:
1. Eşin İade Borcu: Sağ kalan eşe yapılan kazandırmalar, mirasbırakan açıkça iade edilsin demedikçe denkleştirmeye tabi değildir. Yani koca, sağlığında karısına bir ev aldıysa, çocuklar kural olarak bu evin terekeye iadesini isteyemezler (Saklı pay ihlali varsa tenkis davası ayrı bir konudur).
2. Eşin Talep Hakkı: Peki eş, çocuklara yapılan kazandırmaların iadesini isteyebilir mi? Doktrindeki baskın görüş ve Yargıtay uygulamasına göre, eş ile çocuklar arasında bir karşılıklılık ilkesi gözetilir. Eş, çocuklara karşı iade borçlusu olmadığı için, çocuklardan da denkleştirme talep edemez. Yargıtay, aile bağlarını zedelememek adına eşi ve çocukları bu konuda karşı karşıya getirmemeyi tercih etmektedir.
4. Mirasçılık Sıfatını Kaybedenlerin Durumu
Bazen bir mirasçı, mirasbırakan ölmeden önce vefat edebilir veya mirası reddedebilir. Peki, bu kişinin sağlığında aldığı mallar ne olur?
Halefiyet İlkesi: Mirasbırakanın sağlığında hediye alan ancak ölümü anında mirasçı olmayan kişinin iade borcu, onun yerine geçen mirasçılara (örneğin torunlara) geçer.
Sorumluluk Sınırı: Yerine geçen mirasçılar, bu borçtan sınırsız sorumlu değildir. Sadece miras paylarında meydana gelen artış oranında sorumludurlar (TMK m. 670).
Örnek: Baba oğluna bir ev vermiştir. Oğlu babasından önce ölürse, oğlun çocukları (torunlar) dedelerine mirasçı olur. Torunlar, babalarının aldığı bu evi, kendi miras paylarına düşen oranda denkleştirmek zorundadırlar.
5. Gelin, Damat ve Torunlara Yapılan Kazandırmalar
Denkleştirme davasının yasal mirasçılar arasında görülen bir iç hesaplaşma olduğunu unutmamak gerekir.
Gelin ve Damat: Mirasbırakanın gelinine veya damadına yaptığı yardımlar, düğün hediyeleri veya ev alımları denkleştirme davasına konu edilemez. Çünkü gelin ve damat yasal mirasçı değildir. Bu kazandırmalar ancak şartları varsa tenkis davasına (saklı pay ihlali) konu olabilir.
Torunlar: Eğer torunun anne veya babası (mirasbırakanın çocuğu) hayattaysa, torun yasal mirasçı sıfatını taşımaz. Dolayısıyla dedenin torununa doğrudan verdiği bir hediye veya okul taksidi ödemesi, miras paylaşımında denkleştirmeye tabi tutulmaz. Ancak mirasbırakanın çocuğu ölmüş ve torun onun yerine mirasçı olmuşsa, o zaman denkleştirme borçlusu olabilir.
Denkleştirme Davasında Usul, İspat ve Zamanaşımı
Miras paylaşımı sırasında denkleştirme hükümlerinin uygulanması konusunda mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkarsa, sürecin yargıya taşınması kaçınılmaz olur. Ancak denkleştirme talepleri, hukuk sistemimizde müstakil bir dava türü olarak açıkça düzenlenmemiştir. Bu durum, davanın ne zaman, nerede ve hangi usulle açılacağı konusunda uygulamada kafa karışıklığına neden olabilmektedir.
1. Dava Nerede ve Hangi Mahkemede Açılır?
Miras davalarında yetki ve görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Bir denkleştirme talebiniz varsa, başvuracağınız mercii doğru tespit etmeniz davanın reddedilmemesi için hayatidir.
Görevli Mahkeme: Mirasta denkleştirme talepleri asliye hukuk mahkemeleri görev alanına girer. Her ne kadar mirasın paylaşılması (ortaklığın giderilmesi) davaları sulh hukuk Mahkemesinde görülse de, denkleştirme iddiası içeren uyuşmazlıklarda görevli mahkeme asliye hukuktur.
Yetkili Mahkeme: Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 576. Maddesi uyarınca, mirasın paylaşılmasına ve denkleştirmeye ilişkin davalarda kesin yetkili yer, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Mirasçıların nerede yaşadığı veya taşınmaz malların nerede olduğu bu yetki kuralını değiştirmez.
2. Dava Ne Zaman Açılmalı ve Zamanaşımı Var mı?
Denkleştirme kurumunun en çok tartışılan yönü zamanaşımı süresidir. Kanunda denkleştirme talebi için özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir.
Paylaşma Tamamlanana Kadar Süre Yok: Denkleştirme, mirasın paylaşılması işleminin bir parçasıdır. Bu nedenle doktrindeki baskın görüşe göre, miras paylaşılmadığı sürece (tereke elbirliği mülkiyeti halinde kaldığı müddetçe) denkleştirme talebi zamanaşımına uğramaz ve her zaman istenebilir.
Paylaşmadan Sonraki 10 Yıllık Süre (Yargıtay Uygulaması): Eğer mirasçılar arasında paylaşma tamamlanmışsa, Yargıtay, paylaşma tarihinden itibaren 10 yıllık bir zamanaşımı süresi uygular. Bu süre, Türk Borçlar Kanunu’nun genel zamanaşımı hükümlerine (TBK m. 146) dayandırılmaktadır.
Tenkis Davasından Farkı: Tenkis davasında 1 yıllık ve 10 yıllık katı hak düşürücü süreler varken, denkleştirmede miras ortaklığı devam ettiği sürece bu tür kısa sürelerin işlememesi, mirasçılar için büyük bir avantajdır.
3. İspat Yükü Kimdedir? Kayıtsız Şartsız Hibe Ne Anlama Gelir?
Denkleştirme davalarının kaderini belirleyen en önemli unsur ispat yüküdür. İspat yükünün kimde olduğu, mirasçının altsoy (çocuk/torun) olup olmamasına göre yer değiştirir.
a) Altsoya Yapılan Kazandırmalarda İspat
Kanuni karine gereği, mirasbırakanın altsoyuna yaptığı büyük kazandırmalar (ev, iş yeri sermayesi vb.) denkleştirmeye tabidir. Bu nedenle, malı alan mirasçı, mirasbırakanın bu malı iade edilmemek üzere (miras payına ek olarak) verdiğini ispat etmek zorundadır. Yani davacı (diğer kardeş) sadece kazandırmanın varlığını kanıtlar; iade edilmeyeceğini kanıtlama yükü malı alan kardeşe düşer.
b) Altsoy Dışındakilere (Kardeş, Eş vb.) Yapılan Kazandırmalarda İspat
Burada kural tam tersidir. Kardeşe veya eşe yapılan kazandırmalar kural olarak denkleştirmeye tabi değildir. Bu nedenle, bu kişilerden iade talep eden davacı, mirasbırakanın bunu mirasından mahsup edilsin şeklinde bir iradesi olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
c) İspat Araçları ve Tanık Beyanı
Mirasbırakanın iade edilsin veya edilmesin yönündeki iradesi herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Bu irade, yazılı bir belgeyle, vasiyetnameyle veya tanık beyanlarıyla ispatlanabilir. Yargıtay, aile içi işlemler olduğu için tanık dinletilmesine izin vermektedir.
d) Tapudaki “Kayıtsız Şartsız Hibe” İfadesi
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, tapu senetlerinde yer alan matbu, kayıtsız şartsız hibe ifadesidir.
Yargıtay bazı eski kararlarında, tapudaki bu ifadenin mirasbırakanın iade istemediğine dair açık bir irade beyanı olduğunu kabul etmekteydi. Ancak bu ifadenin sadece işlem anındaki bağışlama iradesini gösterdiği, ölümden sonraki denkleştirmeden muafiyet anlamına gelmeyebileceği yönünde görüşler ve çelişkili kararlar da mevcuttur. Bu nedenle, sadece tapudaki bu ifadeye güvenmek yerine, mirasbırakanın gerçek iradesini destekleyen başka deliller (tanık, mektup vb.) sunmak daha güvenlidir.
4. Terditli Dava Açmak
Miras davalarında hukuki nitelendirme zor olduğu için, davayı kaybedip hak kaybına uğramamak adına ”Terditli Dava” açılması önerilir.
Dava dilekçesinde talep şu şekilde formüle edilir: ”Öncelikle denkleştirme hükümlerine göre malın terekeye iadesini; bu mümkün değilse veya şartları oluşmamışsa tenkis hükümlerine göre saklı payımın ödenmesini talep ederim.”
Yargıtay ve doktrin, denkleştirme ve tenkis taleplerinin kademeli olarak ileri sürülebileceğini kabul etmektedir. Mahkeme önce denkleştirme şartlarını inceler; eğer kazandırma denkleştirmeden muaf tutulmuşsa (örneğin baba “bu ev kızımın olsun, mirastan düşülmesin” demişse), o zaman ikinci kademe olan tenkis (saklı pay) hesabıyapılır. Bu yöntem, mirasçıyı usul hatalarından koruyan en güvenli yoldur.
Hesaplama Yöntemi: İade Nasıl Yapılır ve Değer Nasıl Belirlenir?
Mirasta denkleştirme davalarında en çok merak edilen husus, davanın kazanılması durumunda malın fiziksel olarak mı geri verileceği yoksa parasal değerinin mi ödeneceğidir. Ayrıca Türkiye gibi enflasyonist bir ortamda, yıllar önce yapılan bir bağışın hangi tarihteki değerinin esas alınacağı, davanın sonucunu milyonlarca lira değiştirebilir.
1. Seçimlik Hak: Aynen İade mi, Mahsuben İade mi?
Denkleştirme borçlusu olduğu tespit edilen mirasçı, aldığı kazandırmayı terekeye geri verirken kanun kendisine bir seçim hakkı tanımıştır. Türk Medeni Kanunu m. 671 uyarınca, mirasçı iki yoldan birini tercih edebilir:
1. Aynen İade: Mirasçı, mirasbırakandan aldığı malı (örneğin evi, arsayı) olduğu gibi terekeye geri verir. Mal terekeye döner ve tüm mirasçılar arasında yeniden paylaştırılır.
2. Mahsuben (Değer) İadesi: Mirasçı, malı elinde tutar ancak malın değerini kendi miras payından düşürür. Eğer malın değeri miras payından fazlaysa, aradaki farkı diğer mirasçılara nakit olarak öder.
Seçim Hakkı Kime Aittir?
Uygulamada davayı açan taraf (denkleştirme alacaklısı), genellikle malın aynen iadesini talep eder. Ancak kanun koyucu bu seçim hakkını davacıya değil, davalıya (denkleştirme borçlusu olan mirasçıya) vermiştir.
Hakim, denkleştirme borçlusuna hangi yöntemi seçtiğini sorar. Eğer borçlu mirasçı verilen süre içinde seçim hakkını kullanmazsa, bu hak davacıya (diğer mirasçılara) geçer.
Eğer denkleştirmeye konu olan mal mirasçının elinden çıkmışsa (satılmışsa veya yok olmuşsa), aynen iade mümkün olmayacağından zorunlu olarak mahsuben (değer üzerinden) denkleştirme yapılır. Ayrıca mirasbırakan, sağlığında veya vasiyetnamesinde iadenin mutlaka aynen veya nakden olmasını emretmişse, bu kurala uyulur.
2. Değerleme Anı Sorunu: Hangi Tarihteki Değer Esas Alınır?
Denkleştirme davalarının can alıcı noktası değer tespitidir. Mirasbırakanın 15 yıl önce verdiği bir evin değeri, verildiği tarihte, ölüm tarihinde ve dava tarihinde çok farklı olacaktır.
Türk Medeni Kanunu (m. 673) ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; denkleştirme, kazandırmanın “denkleştirme anındaki” değerine göre yapılır.
Yargıtay uygulamasına göre denkleştirme anı, hakimin kararına en yakın tarih, yani genellikle dava sırasındaki keşif (bilirkişi incelemesi) tarihidir.
Bu kural, mirasçıları enflasyona karşı korur. 10 yıl önce alınan bir gayrimenkul, bugünkü güncel piyasa değeri (rayiç bedel) üzerinden hesaba katılır.
3. Miras Payını Aşan Kazandırmalar: Fazlası Geri Verilir mi?
Bazen mirasbırakanın sağlığında bir çocuğuna verdiği malın değeri, o çocuğun yasal miras payının tamamından bile fazla olabilir.
Örneğin; iki çocuklu bir babanın 1 milyon TL’lik terekesi vardır, ancak sağlığında oğluna 2 milyon TL’lik bir ev vermiştir. Oğlun yasal payı toplam malvarlığının yarısıdır. Ancak aldığı ev payını aşmaktadır.
Bu durumda TMK m. 672 devreye girer:
Kural: Mirasçı, aldığı malın değeri miras payını aşıyorsa, kural olarak aradaki farkı diğer mirasçılara geri ödemek zorundadır.
Eğer mirasçı, mirasbırakanın bu fazlalığı kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, fazlalık kısmı denkleştirmeye tabi olmaz ve mirasçıda kalır. Ancak bu durumda diğer mirasçıların saklı payları zedelenmişse, onlar tenkis davası açarak saklı paylarını yine de alabilirler [27, 32, 33].
4. Kira Gelirleri, Masraflar ve Sebepsiz Zenginleşme
Mirasçı, sağlığında aldığı malı yıllarca kullanmış, kiraya vermiş veya tadilat yapmış olabilir. İade sırasında bu gelirler ve masraflar ne olacak? Kanun burada sebepsiz zenginleşme hükümlerine atıf yapar (TMK m. 673/2) [34-36]. Hesaplamada mirasçının iyiniyetli olup olmadığına bakılır:
İyiniyetli Mirasçı (İade Edeceğini Bilmeyen): Eğer mirasçı, malı iade etmek zorunda kalacağını bilmiyorsa, sadece denkleştirme anında elinde kalan zenginleşmeyi iade eder. Malı kullanmasından doğan faydaları veya tükettiği ürünleri geri vermek zorunda değildir. Yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları (örneğin evin çatısını onarmak) talep edebilir.
Kötüniyetli Mirasçı (Bilen): Mirasçı, bu malın ileride denkleştirmeye tabi olacağını biliyorsa (veya bilmesi gerekiyorsa), malın tamamından ve elde ettiği ürünlerden (kira gelirleri vb.) sorumludur. Malı elinden çıkarmış olsa bile değerini ödemek zorundadır.
5. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ile İlişkisi: Önce Hangi Dava?
Eşlerden birinin ölümü halinde hem miras paylaşımı hem de mal rejiminin tasfiyesi (edinilmiş mallara katılma) gündeme gelir. Bu iki süreç birbiriyle iç içedir.
Sıralama: Hukuk mantığına göre, önce mal rejimi tasfiye edilmeli, sağ kalan eşin alacağı belirlenip terekeden düşülmeli, ardından kalan net tereke (denkleştirme de dikkate alınarak) mirasçılar arasında paylaştırılmalıdır.
Eğer eşlerden biri sağlığında, diğer eşin rızası olmadan ortak mallardan (edinilmiş mallardan) çocuklarına veya üçüncü kişilere karşılıksız kazandırma yapmışsa, bu değerler mal rejimi hesabına eklenmesi gereken değer olarak dahil edilir.
Bekletici Mesele: Genellikle mahkemeler, miras paylaşımı (denkleştirme/tenkis) davasında, mal rejimi tasfiyesi davasının sonucunu bekletici mesele yapar. Çünkü mal rejiminden doğan alacaklar terekenin bir borcudur ve net tereke (miras payı) ancak bu borç düştükten sonra hesaplanabilir.
Mirasta Denkleştirme Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Mirasta denkleştirme nedir ve temel amacı nedir?
Hangi mallar ve kazandırmalar mirasta denkleştirmeye tabidir?
Mirasta denkleştirme talebi için zamanaşımı süresi var mıdır?
Denkleştirme davası ile tenkis davası arasındaki fark nedir?
Eşe yapılan bağışlar mirasta denkleştirmeye tabi midir?
Mirasta denkleştirmede malın değeri hangi tarihe göre belirlenir?
UYARI
Bu yazı, mirasta denkleştirme hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Hak kaybı yaşamamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir. Yazıdaki bilgilerde zaman içinde yasal değişiklikler meydana gelebileceğinden, güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir. Yazımız hakkındaki soru ve görüşleriniz için iletişim sayfamızdaki kanallardan ya da sağ alt köşedeki sohbet butonundan bize ulaşabilirsiniz.




