1. Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Sorunu ve Hukuki Niteliği
Hukuk sistemimizde alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin en etkili araçlarından biri olan arabuluculuk, özellikle 2018 yılında iş hukukunda dava şartı haline gelmesiyle birlikte çalışma hayatının merkezine yerleşmiştir. Sürecin sonunda tarafların uzlaşması halinde düzenlenen ve ilam niteliğinde belge vasfına sahip olan arabuluculuk anlaşma belgesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kesin olarak sona erdirmeyi hedefler. Ancak uygulamanın yaygınlaşmasıyla birlikte, bu belgelerin hukuki geçerliliği ve arabuluculuk anlaşma belgesi iptali talepleri, mahkemelerin gündemini meşgul eden konulardan biri haline gelmiştir.
Arabuluculuk anlaşma belgesi; tarafların özgür iradeleriyle üzerinde anlaştıkları hususları içeren, kural olarak üzerinde anlaşılan konularda yeniden dava açılmasını engelleyen (dava açma yasağı) ve icra edilebilirlik gücüne sahip maddi hukuk sözleşmesidir. Ancak bu belgenin sahip olduğu güçlü hukuki koruma, onun mutlak ve dokunulmaz olduğu anlamına gelmemektedir.
Son yıllarda iptal davalarının hızla artmasının temelinde; arabuluculuk sürecinin bir yargılama faaliyeti olmaması ve tarafların, özellikle de işçilerin, yasal haklarını tam olarak bilmeden ya da çeşitli baskılar altında (irade fesadı) bu belgeleri imzalamaları yatmaktadır. İş hukukunda işçi ve işveren arasındaki güç dengesizliği, arabuluculuğun temel ilkeleri olan eşitlik ve gönüllülük esaslarını uygulamada zorlamaktadır. Özellikle dava şartı arabuluculuk sürecinin, bazen sadece bir prosedürü tamamlama aracı olarak görülmesi veya işverenlerin işe iade ihtimalinden ya da tazminat yükümlülüklerinden kurtulmak için bu yolu bir tasfiye aracı gibi kullanması, hukuka aykırı anlaşma belgelerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bu makalenin amacı; iş hukukunun koruyucu yapısı ile arabuluculuğun sözleşme serbestisi arasındaki hassas çizgide, arabuluculuk anlaşma belgesi iptali süreçlerini tüm yönleriyle ele almaktır. Çalışmamızda; hangi durumlarda anlaşma belgesinin geçersiz sayılabileceği, irade sakatlığı (hata, hile, korkutma) ve gabin (aşırı yararlanma) gibi iptal sebeplerinin nasıl ispatlanacağı, Yargıtayın güncel ve emsal kararları ışığında uygulamaya dönük bir rehber olarak sunulacaktır.
2. Arabuluculuk Anlaşma Belgesi Nedir?
Arabuluculuk anlaşma belgesi, en basit tanımıyla; tarafların aralarındaki uyuşmazlığı, tarafsız bir üçüncü kişi (arabulucu) yardımıyla müzakere ederek üzerinde uzlaştıkları hususları kayıt altına aldıkları yazılı bir mutabakattır. Bu belge, sadece bir toplantı tutanağı değil, taraflar için bağlayıcı hukuki sonuçlar doğuran ve belirli şartlar altında mahkeme kararı (ilam) hükmünde sayılan güçlü bir enstrümandır.
Peki, arabuluculuk tutanağı bağlayıcı mı ve hukuki niteliği tam olarak nedir? Bu soruların cevabı, belgenin düzenlendiği hukuki zeminde ve kanuni düzenlemelerde yatmaktadır.
2.1. Arabuluculuk Sürecinin Hukuki Çerçevesi
Arabuluculuk kurumu, Türk hukuk sistemine ilk olarak 22.06.2012 tarihinde kabul edilen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile girmiştir. Kanun koyucu, bu yöntemle tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarının, devlet yargısına gitmeden barışçıl yollarla çözülmesini amaçlamıştır.
6325 Sayılı HUAK Kapsamında Arabuluculuk
Kanuna göre arabuluculuk; sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını sağlayan ve tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Dava Şartı Arabuluculuk – İhtiyari Arabuluculuk Ayrımı
Sistemin uygulanış biçimi, başvuru zorunluluğuna göre ikiye ayrılır:
• İhtiyari Arabuluculuk: Tarafların, aralarında bir dava şartı zorunluluğu olmaksızın, tamamen kendi özgür iradeleriyle uyuşmazlığı arabulucuya götürmesidir. HUAK’ın temel felsefesi ihtiyari (gönüllü) arabuluculuk üzerine kuruludur; taraflar süreci başlatmakta, sürdürmekte veya sonlandırmakta serbesttir.
• Dava Şartı (Zorunlu) Arabuluculuk: Kanun koyucunun belirlediği bazı uyuşmazlık türlerinde, mahkemede dava açmadan önce arabulucuya başvurulmasının zorunlu tutulduğu sistemdir. Burada zorunlu olan sürece başvurmaktır; anlaşma yapmak zorunlu değildir.
İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuğun Zorunlu Hâle Gelmesi
İş dünyasını yakından ilgilendiren en büyük değişiklik, 2017 yılında kabul edilen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanunla birlikte, 01.01.2018 tarihinden itibaren işçi ve işveren alacakları (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) ile işe iade talepli uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru dava şartı haline getirilmiştir. Yani, işçi veya işveren, arabulucuya gitmeden doğrudan dava açarsa, mahkeme davayı usulden reddetmektedir.
2.2. Anlaşma Belgesinin Hukuki Niteliği
Tarafların müzakereler sonucunda el sıkışmasıyla düzenlenen anlaşma belgesinin hukuki kimliği, iptal davalarının da temelini oluşturur. Bu belge basit bir tutanak değil, maddi hukuk anlamında sonuç doğuran bir sözleşmedir.
Sözleşme mi, İlam mı, İbra mı?
Arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşma belgesi, hukuki niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Belgenin arabulucu ve taraflar dışında üçüncü kişilerce imzalanması veya mahkemece şerh verilmesi, onun bir sözleşme olma özelliğini değiştirmez.
Bu niteliği gereği, Türk Borçlar Kanunu’nda sözleşmelerin geçerliliği için aranan ehliyet, emredici hukuk kurallarına uygunluk, kamu düzeni ve ahlaka aykırılık bulunmaması gibi şartlar, arabuluculuk anlaşma belgesi için de aynen geçerlidir.
Belgenin ibra (aklama/borçtan kurtarma) niteliği ise tartışmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, arabulucu önünde yapılan anlaşmalarda, Türk Borçlar Kanunu’nun ibraya ilişkin katı şartlarını düzenleyen 420. maddesi birebir uygulanmaz. Çünkü taraflar karşılıklı tavizlerle bir anlaşmaya varmaktadır ve bu süreçte ibra hükümlerinin katı şekilde aranması, arabuluculukla anlaşmayı imkansız hale getirebilir.
İcra Edilebilirlik Şerhi Ne Anlama Gelir?
Taraflar anlaştıktan sonra, bu anlaşmanın tıpkı bir mahkeme kararı gibi icra dairelerinde işleme konulabilmesi için belgeye güç kazandırılması gerekir.
• İlam Niteliğinde Belge: Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, mahkemeden ayrıca bir onay (şerh) almaya gerek kalmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır ve doğrudan icra edilebilir.
• İcra Edilebilirlik Şerhi: Eğer taraflardan birinin avukatı yoksa veya belge sadece taraflarca imzalanmışsa, bu belgenin icra edilebilmesi için sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir.
Anlaşma Belgesinin Kesin Hüküm Etkisi Var mı?
Bu konu, iptal davalarının kilit noktasıdır. HUAK m. 18/5 uyarınca; “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.”
Bu kural, ilk bakışta bir kesin hüküm gibi görünse de Yargıtay ve doktrin bunu maddi anlamda teknik bir kesin hüküm olarak değil, bir dava açma yasağı veya dava şartı yokluğu olarak yorumlamaktadır. Yani, geçerli bir anlaşma belgesi varsa, aynı konuda tekrar dava açılamaz; açılırsa dava, hukuki yarar yokluğu veya dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir. Ancak belgenin geçersizliği ispat edilirse, bu yasak ortadan kalkar ve iptal davası görülebilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025/4126 esas, 2025/5830 kara sayılı kararında bu durumu şu şekilde açıklar:
“… Arabuluculuk faaliyeti sonunda elde edilen ilâm niteliğindeki anlaşma belgesi maddi anlamda kesin hüküm olmadığından, tarafların kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, yanılma, aldatma, korkutma, sahtelik iddiası gibi hâllerde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürmesi mümkündür. (Akkan, s.22-23) …”
3. Arabuluculuk Anlaşma Belgesi İptal Edilebilir mi?
Hukuk sistemimizde ilam niteliğinde belge gücüne sahip olan ve mahkeme kararı gibi icra edilebilen bu belgelerle ilgili akıllara gelen ilk ve en önemli soru şudur: arabuluculuk anlaşma belgesi iptal edilir mi?
Evet, belirli hukuki şartlar oluştuğunda iptal edilebilir. Ancak bu iptal süreci, sıradan bir sözleşmenin feshinden çok daha teknik ve ispat yükü ağır bir prosedüre tabidir.
Genel Kural: Anlaşılan Konularda Dava Açılamaz
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (HUAK) 18. maddesinin 5. fıkrası oldukça nettir: “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz”.
Kanun koyucunun buradaki amacı, uyuşmazlıkların kesin olarak çözülmesi ve yargı sisteminin aynı konularla tekrar meşgul edilmemesidir. Bu nedenle, usulüne uygun düzenlenmiş ve tarafların serbest iradesiyle imzalanmış bir anlaşma belgesi varsa, mahkemeler kural olarak davayı reddetmektedir. Yani, sadece “ben vazgeçtim” veya “aldığım para az geldi” diyerek doğrudan dava açmak mümkün değildir.
İstisna: Geçersizlik ve İptal Halleri
Genel kural dava açma yasağı olsa da bu yasak mutlak ve aşılmaz bir duvar değildir. Arabuluculuk anlaşma belgesi iptali, ancak belgenin hukuki niteliğinin bir borçlar hukuku sözleşmesi olması gerçeğinden hareketle mümkündür.
Bir sözleşme nasıl ki hata, hile veya tehdit altında imzalandığında geçersiz sayılıyorsa, arabuluculuk anlaşma belgesi de aynı sebeplerle hükümsüz kılınabilir. Eğer taraflardan birinin iradesi sakatlanmışsa (korkutulmuşsa, kandırılmışsa) veya kanunun emredici hükümlerine aykırı bir düzenleme yapılmışsa, o belgenin dava açma yasağı korumasından yararlanması hukuken mümkün değildir.
Özellikle iş hukukunda; işçinin haklarını tam olarak bilmeden, baskı altında veya gerçek dışı vaatlerle imzaladığı belgelerin iptali için mahkemelere başvurulabilmektedir. Ayrıca belgenin sahte olması veya usulüne uygun bir arabuluculuk faaliyeti yürütülmeden düzenlenmiş olması da iptal sebebidir.
Yargıtayın Mutlak Bağlayıcılık Yoktur Yaklaşımı
Yargıtay, arabuluculuk anlaşma belgelerine dokunulmaz bir kutsiyet atfetmemektedir. Yüksek mahkemenin yerleşik içtihadına göre, bu belgeler maddi anlamda bir kesin hüküm değildir, dolayısıyla geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
4. Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Sebepleri
Uygulamada arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davaları genellikle dört ana başlık altında toplanmaktadır.
4.1. İrade Sakatlığına Dayalı İptal Sebepleri (TBK m.30 vd.)
Arabuluculuk sürecinin temelinde iradilik ilkesi yatar. Tarafların anlaşma belgesini imzalarken iradelerinin sağlıklı, özgür ve baskıdan uzak olması şarttır. Eğer taraflardan birinin iradesi sakatlanmışsa, irade sakatlığı arabuluculuk sürecini geçersiz kılar ve belgenin iptali talep edilebilir.
• Hata (Yanılma): İşçinin imzaladığı belgenin niteliği konusunda esaslı bir hataya düşürülmesidir. Örneğin, işçiye sadece “kıdem tazminatını aldığına dair makbuz” imzaladığı söylenip, aslında tüm haklarından feragat ettiği bir anlaşma belgesi imzalatılması esaslı yanılma halidir.
• Hile (Aldatma): İşverenin veya üçüncü bir kişinin, işçiyi gerçeğe aykırı vaatlerle kandırmasıdır. Örneğin, “Bu belgeyi imzalarsan seni tekrar işe alacağız” veya “Seni yurt dışı şantiyesine göndereceğiz” diyerek işçiyi aldatıp anlaşma imzalatılması, ancak sonrasında bu vaatlerin yerine getirilmemesi iptal sebebidir.
• Korkutma (Tehdit/İkrah): İşçinin ekonomik ve psikolojik baskı altında olması, irade sakatlığının en ağır biçimidir. Yargıtay kararlarına yansıyan örneklerde; işçinin “bunu imzalamazsan tazminatını hiç alamazsın”, “seni sektörde kötüleriz, iş bulamazsın” şeklinde tehdit edilmesi veya pasaportuna el konulan bir işçinin pasaportunu geri alabilmek için belgeyi imzalamak zorunda kalması korkutma kapsamında değerlendirilir.
4.2. Gabin (Aşırı Yararlanma) Nedeniyle İptal
İş hukukunda sıkça karşılaşılan bir diğer iptal sebebi olan gabin, arabuluculuk anlaşması iptali davalarının temelini oluşturur. TBK m. 28’de düzenlenen aşırı yararlanma (gabin), bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılarak meydana getirilmesidir.
Bu iptal sebebinin oluşması için iki unsurun bir arada bulunması gerekir:
1. Objektif Unsur (Açık Oransızlık): İşçinin gerçekte hak ettiği tazminat miktarı ile arabuluculuk masasında anlaşılan tutar arasında fahiş bir fark olmasıdır. Örneğin, bilirkişi hesabına göre 100.000,00 TL alacağı olan bir işçiye, arabuluculuk kapsamında sadece 5.000,00 TL ödenerek tüm haklarından vazgeçirilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
2. Subjektif Unsur (Zor Durumdan Yararlanma): İşçinin bilgisizliği ve zor durumda olması, işverence bilerek istismar edilmelidir. İşçinin paraya acil ihtiyacı olması, hastaneden yeni çıkmış olması veya hukuki bilgisinin yetersizliği bu kapsamda değerlendirilir.
Yargıtay, sadece rakamsal farkın (objektif unsur) tek başına iptal için yeterli olmadığını, işverenin işçinin zayıf durumundan yararlanma kastının da (sübjektif unsur) ispatlanması gerektiğini belirtmektedir. Ancak işçinin uzun yıllar çalışıp, sembolik bir rakamla (örneğin 0 TL veya çok düşük bir bedel) ibra niteliğinde belge imzalamasını hayatın olağan akışına aykırı bularak iptal kararı verebilmektedir.
4.3. Emredici İş Hukuku Kurallarına Aykırılık
Arabuluculuk sürecinde taraflar serbestçe anlaşabilirler, ancak bu özgürlük sınırsız değildir. İşçi aleyhine arabuluculuk anlaşması, kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine ve ahlaka aykırı olamaz. TBK m. 27 uyarınca, emredici hükümlere aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür (batıldır).
4.4. Usule Aykırılıklar
Arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği, sadece içeriğine değil, sürecin usulüne uygun yürütülmesine de bağlıdır. Kanunun öngördüğü prosedürlere uyulmadan düzenlenen belgeler, arabuluculuk anlaşma belgesi vasfını yitirir ve iptal edilebilir.
• Arabulucunun Tarafsız Olmaması: Arabulucunun, aynı zamanda işverenin avukatı olması veya işverenle organik bir bağının bulunması, tarafsızlık ilkesini zedeler. Bu durum işçiye açıklanmamış ve onayı alınmamışsa, belge iptal edilebilir.
• Tarafların Yeterince Aydınlatılmaması: Arabulucunun, sürecin başında tarafları hakları ve sürecin sonuçları konusunda aydınlatma yükümlülüğü (HUAK m. 11) vardır. İşçinin, imzaladığı belgenin dava açma yasağı getirdiğini bilmeden, yeterince bilgilendirilmeden imza atması usule aykırıdır.
• Anlaşma İçeriğinin Açık ve Net Olmaması: Anlaşma belgesinde işçilik alacakları gibi genel ifadeler kullanılması, hangi kalemin ne kadar ödendiğinin (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) ayrıştırılmaması, belgenin icra edilebilirliğini ve geçerliliğini tartışmalı hale getirir.
• Avukat Desteğinin Fiilen Engellenmesi: İşçinin avukatıyla görüşmesine izin verilmemesi veya “avukata gerek yok, biz hallederiz” denilerek hukuki yardımdan mahrum bırakılması, silahların eşitliği ilkesine aykırıdır.
• Müzakere Yapılmaması (Şeklen Arabuluculuk): Tarafların hiç bir araya gelmediği, müzakere etmediği, sadece hazır matbu tutanakların imzalatıldığı “naylon arabuluculuk” işlemleri Yargıtay tarafından geçersiz kabul edilmektedir. Örneğin, 300 işçiyle aynı gün, dakikalar içinde görüşme yapılmış gibi tutanak düzenlenmesi hayatın olağan akışına aykırıdır ve iptal sebebi olabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/13061 esas ve 2025/348 karar sayılı kararı şöyledir: “Dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma tutanağından, fesihle aynı gün içinde hem işverence ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğu, arabulucunun görevlendirildiği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, hem de tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladıklarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki tüm bu işlemlerin aynı gün içerisinde gerçekleşmiş olduğunu kabul etmek güçtür.
Öncelikle belirtmek gerekir ki arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığı ortaya konulmuş değildir. Diğer yandan, yukarıda açıklandığı üzere arabuluculuk yöntemi, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamaz. Ayrıca arabuluculukta temel amaç, mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olmalıdır. Arabuluculuk, bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem değildir. Fesih işlemi ve buna ilişkin ödemeler arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden; somut olayda, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan sebeplerle; 24.09.2021 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken Mahkemece, anlaşma tutanağının usul ve kanuna uygun düzenlendiğine yönelik gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.”
5. Hangi Durumlarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi Geçerli Sayılır?
Arabuluculuk sürecinin sonunda imzalanan her belge, taraflar için bağlayıcı ve kesin bir sonuç doğurmaz. Bir belgenin hukuken arabuluculuk anlaşma belgesi vasfını taşıması ve üzerinde anlaşılan konularda dava açılmasını engelleyebilmesi (kesin hüküm etkisi yaratmasa da dava şartı yokluğu oluşturması) için belirli geçerlilik şartlarını taşıması gerekir. Peki, hukuki güvenlik açısından bir arabuluculuk anlaşması geçerli mi sorusuna olumlu yanıt verebilmek için hangi kriterler aranır?
Bu sorunun cevabı, Yargıtay içtihatları ve mevzuat hükümleri ışığında dört temel sütun üzerine inşa edilmiştir.
5.1. Serbest İrade ile İmzalanan Anlaşmalar
Bir anlaşma belgesinin geçerli sayılabilmesi için ilk ve en önemli şart, tarafların (özellikle işçinin) iradesinin hiçbir baskı, tehdit veya hileye maruz kalmadan, tamamen özgürce oluşmasıdır.
Yargıtay kararlarına göre, taraflar arasında 6325 sayılı Kanun kapsamında geçerli bir anlaşmadan söz edebilmek için öncelikle ortada gerçek bir uyuşmazlık bulunmalıdır. Henüz iş sözleşmesi sona ermeden, taraflar arasında bir anlaşmazlık çıkmadan, sadece prosedürü tamamlamak adına (örneğin işe girerken veya çalışırken) imzalanan belgeler geçersizdir.
“Taraflar arasında 6325 sayılı Kanun’un 18/5 hükmü kapsamında bir anlaşmanın varlığından söz edebilmek için ise öncelikle bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması ve bundan sonra arabulucuya başvurulmuş olması gerekmektedir. Burada sözü edilen uyuşmazlıktan anlaşılması gereken, 6325 sayılı Kanun’un 1/2 hükmünde de ifade edildiği üzere tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarıdır. Taraflar arasında uyuşmazlık çıktığından söz edilebilmesi için, taraflardan birinin diğer tarafa karşı alacak, tazminat ve işe iade gibi bir hak iddiasında bulunması, bunu ileri sürmesi; ancak karşı tarafın bu iddia ve talebi kabul etmemesi sonucunda kendi aralarında anlaşamamış olmaları gerekir.” (Yargıtay 9. HD. 2025/1363 E. 2025/4013 K.)
Dolayısıyla, matbu olarak hazırlanan, işçinin neye imza attığını bilmediği veya “bunu imzalamazsan çıkışını vermeyiz” denilerek imzalatılan belgeler, serbest irade ürün sayılmadığı için geçersizdir.
5.2. Edimler Arası Makul Denge
Geçerli bir arabuluculuk anlaşmasında, tarafların karşılıklı edimleri arasında, hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı fahiş bir dengesizlik bulunmamalıdır. Ancak buradaki denge, kuruşu kuruşuna tam ödeme anlamına gelmez. Taraflar, dava sürecinin uzunluğu ve risklerinden kurtulmak için karşılıklı tavizler vererek (örneğin alacağın bir kısmından vazgeçerek) anlaşabilirler.
Yargıtay uygulamasına göre, bir anlaşmada alacağın yarısına razı olmak tek başına aşırı yararlanma (gabin) veya geçersizlik sebebi sayılmayabilir. Ancak; bilirkişi hesabına göre çok yüksek meblağlar tutan bir tazminat hakkı varken, işçinin “0 TL” veya sembolik bir rakamla bedelsiz ibra ettiğine dair belgeler hayatın olağan akışına aykırı olduğundan geçerli kabul edilmemektedir. Geçerlilik için, işçinin yaptığı fedakarlığın makul bir sınırda kalması ve bu fedakarlığın işçinin zor durumundan faydalanılarak elde edilmemiş olması gerekir.
5.3. İş Hukuku Emredici Kurallarına Uygunluk
Arabuluculuk anlaşma belgesi bir sözleşme olduğundan, Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi gereği kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olamaz.
Özellikle iş hukukunda ibra sözleşmeleri için aranan katı şekil şartlarının (TBK m. 420) arabuluculuk anlaşmalarında uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalı bir konudur. Yargıtayın güncel yaklaşımı, arabuluculuk sürecinin doğası gereği TBK m. 420’deki (örneğin ödemenin bankadan yapılması zorunluluğu gibi) şartların arabuluculuk anlaşmalarında birebir aranmayacağı yönündedir. Yargıtay bu konuda şu tespiti yapmaktadır:
“Hiç kuşkusuz arabulucu önünde yapılan anlaşmada, ibraya ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşması imkânsız hâle gelir. Nitekim 6325 sayılı Kanun’un 18/5 hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 05.05.2025 tarihli ve 2025/1363 Esas, 2025/4013 Karar sayılı kararı)
Ancak bu esneklik sınırsız değildir; anlaşma belgesi, işçinin vazgeçemeyeceği mutlak hakları (örneğin iş kazası sonucu bedensel bütünlüğe ilişkin haklar gibi kamu düzenini ilgilendiren konuları) ihlal etmemelidir.
5.4. Bilgilendirilmiş Onamın Varlığı
Bir arabuluculuk anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için, tarafların neye imza attıklarını ve bunun hukuki sonuçlarını (özellikle dava açma yasağını) tam olarak bilmeleri gerekir. Burada sorumluluk büyük ölçüde arabulucuya düşmektedir.
Arabulucunun, sürecin başında ve sonunda tarafları aydınlatma yükümlülüğü (HUAK m. 11) vardır. Eğer arabulucu, tarafları anlaşma belgesinin niteliği ve sonuçları hakkında, özellikle de “bu belgeyi imzalarsanız bir daha dava açamazsınız” gerçeği hakkında yeterince bilgilendirmezse, düzenlenen belge usule aykırı hale gelebilir ve iptal edilebilir.
Özetle; geçerli bir arabuluculuk anlaşması, tarafların (özellikle işçinin) neyi imzaladığını bildiği, gerçek bir uyuşmazlığın çözümüne dayanan ve usulüne uygun yürütülmüş bir sürecin ürünü olan belgedir.
6. Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Nasıl Sağlanır?
Arabuluculuk anlaşma belgesinin hukuki niteliği ve iptal sebepleri kadar, bu hakkın usul hukuku çerçevesinde nasıl kullanılacağı da hayati önem taşır. Taraflar, arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali taleplerini doğru mahkemede, doğru dava türüyle ve yasal süreler içinde ileri sürmelidir. Aksi takdirde, haklı olsalar dahi usulden ret kararlarıyla karşılaşabilirler.
6.1. Yetkili ve Görevli Mahkeme
Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline ilişkin davalarda hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu konusunda özel ve açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, görevli ve yetkili mahkemenin tespiti için genel hükümlere ve uyuşmazlığın asıl kaynağına bakılması gerekmektedir.
Görevli Mahkeme
Görevli mahkemenin belirlenmesinde temel kriter, arabuluculuk anlaşma belgesinin tarafları arasındaki hukuki ilişkinin niteliğidir.
• İş Hukuku Uyuşmazlıklarında: Eğer arabuluculuk anlaşma belgesi, işçi ve işveren arasında, iş ilişkisinden kaynaklanan (kıdem, ihbar, fazla mesai, işe iade vb.) bir uyuşmazlık neticesinde düzenlenmişse, bu belgenin iptali davasında görevli mahkeme iş mahkemeleridir.
• Ticari ve Diğer Uyuşmazlıklarda: Uyuşmazlık ticari bir ilişkiden kaynaklanıyorsa asliye ticaret mahkemesi, tüketici işleminden kaynaklanıyorsa tüketici mahkemesi, genel hükümlere tabi bir borç ilişkisi ise asliye hukuk mahkemesi görevli olacaktır.
Yetkili Mahkeme
1. Genel Kural (Davalının Yerleşim Yeri): HMK uyarınca genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Davalı işveren ise, şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde iptal davası açılabilir.
2. İşin Yapıldığı Yer Mahkemesi: İş davalarına özgü olarak, işin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir. İşçi, arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davasını, fiilen çalıştığı yerdeki (işin yapıldığı yer) iş mahkemesinde de açabilir.
3. Davalıların Birden Fazla Olması: Eğer birden fazla davalı varsa (örneğin asıl işveren-alt işveren), bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Görev ve Yetki İtirazı
Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. Taraflar ileri sürmese bile hakim görevsizlik kararı verebilir. Yetki itirazı ise (kamu düzenine ilişkin kesin yetki halleri hariç) genellikle ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir. Ancak iş mahkemelerinin yetkisi kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı değildir; işin yapıldığı yer veya davalının yerleşim yeri seçeneklerinden biri tercih edilebilir.
6.2. İptal Davasının Hukuki Niteliği
Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali talebi, teknik olarak bir tespit davası niteliğindedir. Davacı, mahkemeden belgenin geçersizliğinin tespitini ve iptalini talep eder. Uygulamada bu talebin nasıl ileri sürüleceği konusunda Yargıtay’ın geliştirdiği önemli bir içtihat pratiği bulunmaktadır:
1. Ayrı Bir Dava Olarak Açılması: Taraf, sadece anlaşma belgesinin iptali için ayrı bir tespit davası açabilir. Ancak bu durumda, asıl alacak (kıdem, ihbar vb.) veya işe iade davası ile birleştirilmesi veya o davanın sonucunu beklemesi gerekebilir.
2. Ön Sorun Olarak İncelenmesi: Yargıtayın güncel ve yerleşik uygulamasına göre; işçi doğrudan alacak veya işe iade davası açarak, aynı dava içerisinde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürebilir. Bu durumda mahkeme, belgenin iptali için ayrı bir dava açılmasını beklemez; belgenin geçerliliğini o davanın bir ön sorunu olarak inceler.
“Dairemiz uygulamasına göre ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığı hususu, işe iade davasında ön sorun olarak incelenir. Mahkemece işe iade davası ile ilgili hükümden ayrı olarak anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine (anlaşma belgesinin iptaline) ilişkin bir hüküm kurulması sonucu değiştirmez. Kesinlik, ön soruna göre belirlenemeyeceğinden işe iade davası mahiyeti itibarıyla kesin kabul edilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersizliğini de ileri sürerek feshin geçersizliğini ve işe iadesini talep etmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersiz olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre işe iade talepli somut davada, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi 25.10.2017 tarihinden sonra olduğundan, karara yönelik temyiz isteminin 7036 sayılı Kanun’un 8/1-(a) ve geçici 1/4 hükümleri gereğince reddine karar verilmiştir.” (Yargıtay 9. HD. 2025/3588 E. 2025/4205 K.)
Dava Şartı Arabuluculuk Gerekir mi?
Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası (tespit davası) açılmadan önce yeniden arabulucuya başvurulmasına gerek yoktur. Bu tür tespit mahiyetindeki talepler için arabuluculuğa yeniden başvurulması gerekmemektedir. Ancak iptalden sonra talep edilecek alacaklar için dava şartı arabuluculuk süreci daha önce usulüne uygun tüketilmemişse, bu şartın yerine getirilmesi gerekebilir.
6.3. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Arabuluculuk anlaşması iptal süresi, davanın dayandırıldığı hukuki sebebe göre değişiklik gösterir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) süreleri burada belirleyicidir.
• İrade Sakatlığı Hallerinde (1 Yıl): Yanılma (hata), aldatma (hile) veya korkutma (tehdit) nedeniyle anlaşma belgesinin iptali isteniyorsa, TBK m. 39 uyarınca, yanılma veya aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde iptal hakkının kullanılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir.
• Gabin (Aşırı Yararlanma) Halinde (1 ve 5 Yıl): Eğer iptal sebebi gabin ise, TBK m. 28 uyarınca, zarar görenin bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren 5 yıl içinde kullanması gerekir.
Uygulamada Yapılan Kritik Hatalar: En sık yapılan hata, 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcının yanlış hesaplanmasıdır. Özellikle işverenin baskısı (korkutma) altında imzalanan belgelerde, Yargıtay sürenin başlangıcını baskının kalktığı tarih (genellikle işten çıkış tarihi) olarak kabul etmektedir. Eğer 1 yıl içinde iptal iradesi ortaya konmazsa, sözleşme (anlaşma belgesi) onanmış sayılır ve geçerli hale gelir.
“İrade fesadı iddiasıyla arabuluculuk anlaşma belgesinin iptalinin talep edilmesi hâlinde, yanılma ve aldatmanın öğrenildiği, korkutmanın ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde iptal iradesinin ileri sürülmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.” (Yargıtay 9. HD. 2025/4126 E. 2025/5830 K.)
Ancak, arabuluculuk sürecinin hiç yapılmadığı (yokluk) veya usulüne uygun yürütülmediği (örneğin arabulucunun süreci bizzat yürütmemesi) iddialarında 1 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz; bu geçersizlik her zaman ileri sürülebilir.
7. Yargıtay Kararları Işığında Arabuluculuk Anlaşmasının İptali
Hukuk pratiğinde mevzuatın çizdiği çerçeve kadar, mahkemelerin bu çerçeveyi nasıl yorumladığı da hayati önem taşır. Yargıtay, arabuluculuk anlaşmasının iptali davalarında, son yıllarda geliştirdiği içtihatlarla şekli gerçeklik yerine maddi gerçekliği araştırmayı tercih etmektedir. Özellikle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, arabuluculuk kurumunun işverenler tarafından bir “tazminatsız işten çıkarma” veya “hakları kısıtlama” aracı olarak kullanılmasına set çeken önemli kararlara imza atmıştır.
Aşağıda, uygulamaya yön veren en güncel kriterler ve emsal kararlar kategorize edilerek sunulmuştur.
7.1. Göstermelik Arabuluculuk
Yargıtay, arabuluculuk faaliyetinin sadece kağıt üzerinde kalıp kalmadığını, gerçek bir müzakere olup olmadığını sıkı bir denetime tabi tutmaktadır. Özellikle fesih işlemi ile arabuluculuk başvurusunun aynı gün yapıldığı veya hayatın olağan akışına aykırı durumların olduğu hallerde geçersizlik tespiti yapmaktadır.
“Taraflar arasında 6325 sayılı Kanun’un 18/5 hükmü kapsamında bir anlaşmanın varlığından söz edebilmek için ise öncelikle bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması ve bundan sonra arabulucuya başvurulmuş olması gerekmektedir… Örneğin; henüz iş sözleşmesinin sona ermediği durumda, taraflar arasında kıdem tazminatına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığından, kıdem tazminatına ilişkin 6325 sayılı Kanun anlamında bir anlaşmanın varlığından da söz edilemez.” (Yargıtay 9. HD. 2024/13060 E. 2025/347 K.)
7.2. Soyut İddialar Yetersizdir
Yargıtay, işçiyi korurken imzanın önemini de gözetmektedir. Eğer işçi; eğitim durumu, tecrübesi veya pozisyonu gereği ne imzaladığını bilebilecek durumda ise ve baskı iddiasını somut delillerle (tanık, mesaj kayıtları, kamera kaydı vb.) ispatlayamıyorsa, iptal talepleri reddedilmektedir.
Yargıtay, soyut baskı iddialarının yeterli olmadığını şu şekilde hükme bağlamıştır:
“Dosyada yer alan WhatsApp mesaj dökümlerine göre; davacının işten ayrılacağı yani bir fesih süreci içinde olduğu belli olup davacının işten ayrıldıktan sonra işsizlik ödeneği alabilmesi için Kuruma bildirilecek çıkış kodunun ne olacağı yönünde insan kaynakları direktörü …. ile aralarındaki yazışmaların devam ettiği, devam eden mesajlaşma sürecinde ara ara atılan mesajlarda ise arabuluculuk süreci ile ilgili konuların görüşüldüğü anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; dinlenen taraf tanık beyanları da davacının iddialarını ispata yeterli olmadığı gibi dosya içeriğinde yer alan WhatsApp mesaj içeriklerine göre davacının, dosya kapsamı ile örtüşmeyen soyut nitelikteki baskı iddiaları ile iradesinin imza anında sakat olduğu iddialarını yöntemince ispatladığından söz edilemez. Aksine arabuluculuk sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, düzenlenen arabuluculuk anlaşma tutanağının şekli anlamda da usul ve kanuna uygun olduğu ve arabuluculuk sürecinin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği açıkça ortadadır. İspatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya kapsamındaki delillerle örtüşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 9. HD. 2025/4776 E. 2025/5338 K.)
“Somut olayda, davacı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; fesih işlemi ve buna ilişkin ödemeler arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden, somut olayda taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun değildir.
Dosya içeriğine göre taraflar arasındaki iş ilişkisi sona erdikten sonra arabuluculuk faaliyetlerine başlandığı sabit olup dava dilekçesinde dahi iş sözleşmesinin feshi sonrasında işverenin teklifi üzerine arabuluculuk faaliyetlerine başlandığı açıklanmıştır. Davacı tarafından arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun yürütülmediği ispatlanamadığı gibi iradesinin fesada uğratıldığı ya da gabin koşullarının oluştuğu da ispatlanamadığından davanın reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 9. HD. 2025/5558 E. 2025/7520 K.)
7.3. İş İlişkisi Devam Ederken Yapılan “Girdi-Çıktı” Arabuluculuğu
Yargıtayın en güncel ve dikkat çeken kararlarından biri, işçinin kağıt üzerinde işten çıkmış gibi gösterilip arabuluculuk tutanağı imzalatılması, ancak fiilen çalışmaya devam etmesi durumuyla ilgilidir.
Yargıtay bir kararında; işçinin 18.02.2022 tarihinde istifa koduyla çıkışının yapıldığı, aynı gün arabuluculuk tutanağı imzalandığı, ancak işçinin 19.02.2022 tarihinde (ertesi gün) tekrar işe girişinin yapılarak çalışmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Mahkeme bu durumu şu şekilde değerlendirerek tutanağı iptal etmiştir:
“Davacının işe giriş çıkış kayıtları incelendiğinde… 18.02.2022 tarihinde (03) kodu ile işten çıkışının bildirildiği, 19.02.2022 tarihinde yeniden davalı Şirkette çalışmaya başladığı… anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ihtiyari arabuluculuk tutanağı incelendiğinde, arabuluculuk son tutanak tarihinin 18.02.2022 olduğu… Davacının arabuluculuk anlaşma tutanağından sonra da işyerinde çalışmaya devam ettiği, arabuluculuk tutanağının da kendi içerisinde çelişkili olduğu, arabuluculuk sürecinin 6325 sayılı Kanun hükümlerine uygun olmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline yönelik talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.” (Yargıtay 9. HD. 2025/1656 E. 2025/4292 K.)
7.4. Avans Niteliğindeki Ödemelerin Arabuluculukla Kapatılması
İşverenlerin, çalışan işçilerine yaptıkları ara ödemeleri veya avansları kıdem tazminatı ödemesi gibi göstererek arabuluculuk tutanağına bağlamaları kabul görmemektedir. Mahkemeler, iş ilişkisi sürerken feshe bağlı bir alacak olan kıdem tazminatı için uyuşmazlık doğamayacağını, bu nedenle yapılan işlemin geçersiz olduğunu belirtmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 03.03.2025 tarihli 2024/15165 esas ve 2025/2237 karar tarihli kararında; işçinin 31.10.2022 tarihinde işten ayrılmasına rağmen, henüz çalışırken 29.06.2022 tarihinde imzalanan ve kıdem-ihbar tazminatlarını içeren arabuluculuk anlaşması iptal edilmiştir. Mahkeme, iş ilişkisi devam ederken feshe bağlı haklar konusunda uyuşmazlık olamayacağını şu gerekçeyle ortaya koymuştur:
“Tutanağın düzenlendiği 29.06.2022 tarihi itibarıyla iş sözleşmesi devam eden davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti gibi iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı tazminat ve alacakların ödeneceğinden söz edilmesinin çelişki oluşturduğu… Gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı hâlde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olmasının ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmayacağı… gerekçesiyle davanın kabulü ile… ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.”
İşverenler, işçiye iş ilişkisi devam ederken yaptıkları ödemeleri arabuluculuk tutanağı ile kesinleşmiş tazminat ödemesi haline getiremezler. Bu tutanaklar mahkemece iptal edilir ve yapılan ödemeler sadece avans olarak güncel alacaktan mahsup edilir.
7.5. Uygulamaya Yön Veren Kriterler
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararları incelendiğinde, arabuluculuk anlaşma belgesi iptali davalarında mahkemelerin şu kriterlere odaklandığı görülmektedir:
1. Zamanlama: Fesih tarihi ile arabuluculuk anlaşma tarihi aynı mı? (Aynı gün ise iptal riski çok yüksektir).
2. Müzakere Ortamı: Görüşmeler gerçekten yapıldı mı, yoksa sadece imza için mi bir araya gelindi? Matbu (hazır şablon) tutanaklar şüpheyle karşılanmaktadır.
3. Aydınlatma Yükümlülüğü: Arabulucu, işçiyi hakları konusunda bilgilendirdi mi? Bu durum, özellikle telekonferansla yapılan görüşmelerde daha sıkı denetlenmektedir.
4. Hayatın Olağan Akışı: Uzun yıllar çalışan bir işçinin, hiçbir alacağı olmadığını beyan etmesi veya çok düşük bir rakama ibra etmesi hayatın olağan akışına aykırı kabul edilerek iptal sebebi sayılabilmektedir.
5. Ön Sorun Meselesi: Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, anlaşma belgesinin iptali için ayrı bir dava açılabileceği gibi, işe iade veya alacak davası içinde de bu durum bir ön sorun olarak da incelenebilir. Mahkeme, belgenin geçersizliğini tespit ederse davaya kaldığı yerden devam eder.
Özetle; Yargıtay, arabuluculuğun bir hukuku dolanma aracı olmasına izin vermemekte, ancak usulüne uygun ve serbest iradeyle yapılmış anlaşmaların da arkasında durarak hukuki güvenliği sağlamaya çalışmaktadır.
8. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Arabuluculuk süreci, teoride hızlı ve kesin bir çözüm yolu gibi görünse de uygulamadaki teknik detaylar, tarafların (ve bazen vekillerinin) ciddi hak kayıplarına uğramasına neden olabilmektedir. Arabuluculuk anlaşma belgesi iptali davalarının büyük çoğunluğu, sürecin hukuki niteliğinin yanlış anlaşılmasından veya usul kurallarının hatalı işletilmesinden kaynaklanmaktadır.
8.1. Her Arabuluculuk Anlaşması Kesindir Yanılgısı
En yaygın hata, imzalanan belgenin tartışmasız ve mutlak bir kesin hüküm (mahkeme kararı) gibi algılanmasıdır. Taraflar genellikle, “İmzayı attık, artık bu konu kapandı, bir daha açılamaz” düşüncesiyle hareket etmektedir. Oysa hukukumuzda bu belge, maddi anlamda bir kesin hüküm değildir.
• Doğrusu: HUAK m. 18/5 uyarınca üzerinde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağı kuralı mutlak değildir. Eğer irade fesadı (hata, hile, korkutma), aşırı yararlanma (gabin) veya emredici hukuk kurallarına aykırılık varsa, bu belge mahkeme kararıyla iptal edilebilir.
• Risk: İşverenlerin “arabulucuda anlaştık, artık dava açılamaz” güveniyle hareket etmesi, sonradan açılan iptal davalarında yüklü tazminatlarla karşılaşmalarına neden olabilmektedir.
8.2. İbraname ile Arabuluculuk Anlaşmasının Karıştırılması
Uygulamada işverenlerin, iş sözleşmesini sonlandırırken işçiden aldıkları standart ibraname ile arabuluculuk anlaşma belgesini aynı statüde gördükleri veya arabuluculuğu bir ibraname alma aracı olarak kullandıkları görülmektedir.
• Hata: İşçinin haklarını tam olarak ödemeden, sadece ibra amacıyla arabulucuya gidilmesi ve matbu belgelerle sürecin tamamlanmasıdır.
• Yargıtayın Bakışı: Yargıtay, arabuluculuk sürecinin bir yargılama faaliyeti olmadığını, ancak salt işçinin dava açma hakkını engellemek amacıyla, gerçek bir müzakere olmadan yapılan ibra niteliğindeki belgelerin geçersiz olduğunu belirtmektedir.
• Kritik Ayrım: İbraname için Borçlar Kanunu m. 420’deki sıkı şartlar (banka ödemesi, 1 ay bekleme süresi vb.) aranırken; usulüne uygun, gerçek bir müzakere ile yapılan arabuluculuk anlaşmalarında bu şartlar aranmaz. Ancak süreç usulüne uygun değilse, belge ibraname hükmünde dahi sayılmayabilir.
8.3. Avukatsız İmzalamanın Otomatik Geçersizlik Sanılması
İşçilerin en sık sorduğu sorulardan biri, “Avukatım yoktu, imzaladığım belge geçersiz mi?” sorusudur.
• Doğrusu: Tarafların arabuluculuk sürecinde avukatla temsil edilmesi zorunlu değildir. İşçinin avukatı olmadan imzaladığı anlaşma belgesi hukuken geçerlidir (bir sözleşme olarak bağlayıcıdır).
• Fark Nerede? Eğer belgede tarafların ve avukatlarının imzası ile arabulucunun imzası birlikte bulunuyorsa, bu belge doğrudan ilam niteliğinde belge sayılır ve mahkeme kararı gibi icra edilir. Avukat yoksa, belgenin icraya konulabilmesi için sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Yani avukatsızlık geçersizlik sebebi değil, sadece icra prosedürünü değiştiren bir unsurdur.
8.4. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sürelerin Yanlış Hesaplanması
İptal davalarında en çok yapılan usul hatası, davanın açılma süresiyle ilgilidir.
• Hata: İptal davasının genel zamanaşımı süresi içinde (örneğin 10 yıl) her zaman açılabileceğinin sanılması.
• Doğrusu:
◦ İrade Fesadı (Baskı/Hile): Korkutmanın etkisinin kalktığı veya hilenin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde iptal iradesi açıklanmazsa sözleşme onaylanmış sayılır. Genellikle işçinin işten ayrıldığı tarih, baskının kalktığı tarih olarak kabul edilir.
◦ Gabin (Aşırı Yararlanma): Zor durumun ortadan kalkmasından itibaren 1 yıl ve her halükarda sözleşme tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açılmalıdır.
◦ Usulsüzlük: Arabuluculuk sürecinin hiç yapılmadığı (sahte toplantı) gibi durumlarda ise süre sınırı yoktur, tespit her zaman istenebilir.
9. İşçiler ve İşverenler İçin Pratik Öneriler
Arabuluculuk anlaşma belgelerinin iptali davalarının artması, sürecin her iki taraf için de ne kadar hassas yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtayın şekli değil maddi gerçeği araştıran tutumu, tarafların sadece imzaya değil, sürecin ruhuna odaklanmasını zorunlu kılmaktadır.
9.1. İşçiler İçin: Anlaşma Öncesi Kontrol Listesi
Bir işçi olarak, arabuluculuk masasına oturduğunuzda veya önünüze bir anlaşma belgesi konulduğunda, şu hususları mutlaka kontrol etmelisiniz:
• Gerçek Bir Müzakere Var mı? Arabuluculuk bir imza töreni değildir. Önünüze konulan belgeyi okumadan, tartışmadan, üzerinde değişiklik yapma hakkınız olmadan imzalamayın.
• Arabulucuyu Tanıyor musunuz? Arabulucunun tarafsızlığından emin olun. Eğer arabulucu, işverenin sürekli çalıştığı avukatsa veya sizi işverenin aracıyla görüşmeye götürmüşlerse bu durumu sorgulayın. Tarafsızlığın zedelendiği durumlarda belge iptal edilebilir.
• Matbu (Hazır) Belge Uyarısı: İşyerindeki diğer arkadaşlarınızla kelimesi kelimesine aynı olan, sadece isminizin değiştirildiği hazır şablonlara (matbu evrak) imza atmayın.
• Alacak Kalemlerinin Ayrıştırılması: Tüm haklarımı aldım gibi genel ifadeler yerine; kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin gibi her bir kalemin karşısına net rakamların yazılmasını isteyin.
• Baskı ve Tehdit Altında İmza Atmayın: “Bunu imzalamazsan tazminatını hiç alamazsın”, “Seni kara listeye aldırırız” veya “Kod-29 ile çıkarırız” gibi tehditler altında imza atmak zorunda kalırsanız, bu durumu ispatlayabilecek verileri (mesaj, tanık vb.) saklayın.
9.2. İşverenler İçin: Geçerli ve İptale Dayanıklı Anlaşma Hazırlama Rehberi
İşverenler için en büyük risk, “anlaştık, bitti” diye düşünülen dosyanın yıllar sonra yüklü faizlerle ve iptal davasıyla geri dönmesidir. Bu riski minimize etmek için şu adımları izleyin:
• Arabuluculuğu Fesih Aracı Olarak Kullanmayın: Yargıtayın en kırmızı çizgisi budur. İşten çıkarma işlemi ile arabuluculuk başvurusunu aynı gün yapmayın. Fesih işlemi tamamlanmalı, işçi ile işveren arasında bir uyuşmazlık doğmalı ve sonrasında arabulucuya gidilmelidir.
• Gerçek Bir Uyuşmazlık Yaratın: Henüz iş ilişkisi devam ederken veya işçi hiçbir talepte bulunmamışken, sadece işverenin isteğiyle yapılan arabuluculuk başvuruları geçersiz sayılmaktadır. Taraflar arasında bir talep ve ret (uyuşmazlık) olgusu gerçekleşmiş olmalıdır.
• İbraname Mantığından Uzaklaşın: Arabuluculuk tutanağını bir ibraname gibi düzenlemeyin. İbraya ilişkin Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile arabuluculuk hükümleri birbirinden farklıdır. Belgenin amacı temize çıkarmak değil, karşılıklı anlaşmak olmalıdır.
• Müzakereyi Belgeleyin: Sadece sonuç tutanağını değil, görüşmelerin ne kadar sürdüğünü, hangi konuların tartışıldığını gösteren ara tutanakları da düzenlemeye özen gösterin. On dakikada biten ve yirmi kalem alacağın çözüldüğü iddia edilen tutanaklar inandırıcı bulunmamaktadır.
• Makul Yarar ve Dengeyi Gözetin: İşçinin bilirkişi hesabına göre 100 birim alacağı varken, 5 birim ödeyerek “tüm haklarından feragat etti” şeklinde belge düzenlemek gabin nedeniyle iptal riskini doğurur. Yapılan ödemenin ve sağlanan makul yararın hayatın olağan akışına uygun olması gerekir.
Sonuç olarak; Arabuluculuk, iş hukukunda hızlı ve etkili bir çözüm yoludur ancak bir hukuksuzluk kalkanı değildir. Hem işçi hem de işveren, sürecin şeffaf, iradi ve denetime açık yürütülmesine katkı sağladığı sürece, imzalanan ilam niteliğindeki belge gerçek gücünü koruyacaktır.
Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Arabuluculuk anlaşma belgesi imzaladıktan sonra dava açabilir miyim?
Avukat olmadan imzaladığım arabuluculuk anlaşması geçersiz midir?
Aynı gün işten çıkarılıp aynı gün arabuluculuk anlaşması imzalatıldıysa ne olur?
Arabuluculuk anlaşması çok düşük bir bedelle yapılmışsa iptal edilebilir mi?
Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali için süre var mı?
Gebze’de arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası nerede açılır?
UYARI
Bu yazı, arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Hak kaybı yaşamamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir. Yazıdaki bilgilerde zaman içinde yasal değişiklikler meydana gelebileceğinden, güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir. Yazımız hakkındaki soru ve görüşleriniz için iletişim sayfamızdaki kanallardan ya da sağ alt köşedeki sohbet butonundan bize ulaşabilirsiniz.




