Boşanma sürecinde eşlerden birinin anonim veya limited şirkette pay sahibi olması, mal rejiminin tasfiyesini teknik hâle getiren başlıca durumlardan biridir. Uyuşmazlık yalnızca şirketin ne kadar değerli olduğu üzerinden çözülmez. Payın ne zaman ve hangi kaynakla edinildiği, evlilik sırasında paya yapılan katkılar, dağıtılan kârlar, şirket bünyesinde bırakılan değerler, paya ilişkin borçlar ve eşlerin karşılıklı alacakları birlikte incelenmelidir.
Bu incelemede iki farklı hukuk alanı yan yana uygulanır. Türk Medeni Kanunu, eşler arasındaki mal rejiminin nasıl tasfiye edileceğini belirlerken; Türk Ticaret Kanunu, ortaklık payının niteliğini, devrini ve pay sahipliğine bağlı hakları düzenler. Sağlıklı bir hesaplama, aile hukuku ile şirketler hukukunun birbirine karıştırılmamasını gerektirir.
İçindekiler12 bölüm
Tasfiyenin Konusu Şirketin Malvarlığı Değil, Eşe Ait Ortaklık Payıdır
Bir sermaye şirketi, ortaklarından ayrı bir tüzel kişidir. Şirket adına kayıtlı taşınmazlar, araçlar, makineler, stoklar ve banka hesapları doğrudan pay sahibi eşin malı değildir. Bu nedenle aile mahkemesi, şirketin fabrikasını veya aracını eşler arasında paylaştırmaz. Tasfiyede incelenen malvarlığı değeri, eşe ait anonim veya limited şirket payıdır.
Şirket malvarlığı yine de önemsiz değildir. Şirkete ait varlıklar, borçlar, sözleşmeler, marka değeri ve gelir üretme kapasitesi ortaklık payının ekonomik değerini etkiler. Başka bir ifadeyle şirket varlıkları doğrudan bölüşülmez; payın gerçek değerinin hesaplanmasında dikkate alınır.
Edinilmiş mallara katılma rejimi de eşleri kendiliğinden şirket ortağı yapan bir sistem değildir. Tasfiye sonunda kural olarak bir katılma alacağı doğar. Bu, diğer eşe şirket yönetimine katılma veya oy kullanma hakkı veren ayni bir ortaklık hakkı değil, para ile ifade edilen kişisel bir alacaktır.
Şirket Payı Edinilmiş Mal mı, Kişisel Mal mı?
Payın tasfiyeye girip girmeyeceği belirlenirken ilk olarak edinim tarihi ve finansman kaynağı araştırılır. Yalnızca şirketin kuruluş tarihine bakmak yeterli değildir. Sonradan yapılan pay alımları, sermaye artırımları ve pay oranındaki değişiklikler ayrıca incelenebilir.
Mal rejiminden önce edinilen paylar
Evlilikten veya eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin başlamasından önce edinilen şirket payı, kural olarak pay sahibi eşin kişisel malıdır. Payın evlilik sırasında değer kazanması tek başına diğer eşe şirket payı üzerinde mülkiyet hakkı vermez.
Bununla birlikte kişisel mal olan paya evlilik döneminde edinilmiş mallardan finansman sağlanmışsa denkleştirme; diğer eş kendi malvarlığından karşılıksız katkıda bulunmuşsa değer artış payı gündeme gelebilir. Dolayısıyla “şirket evlilikten önce kuruldu” tespiti her zaman incelemeyi sona erdirmez.
Evlilik sırasında edinilen paylar
Evlilik ve yasal mal rejimi devam ederken çalışma geliri, ticari kazanç veya edinilmiş mallardan sağlanan başka bir kaynakla alınan şirket payı, kural olarak edinilmiş maldır. Payın bir anonim şirkete mi yoksa limited şirkete mi ait olduğu bu temel sınıflandırmayı değiştirmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca, bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Payın kişisel mal olduğunu ileri süren eş; miras, bağış, evlilik öncesi birikim veya kişisel malın yerine geçen değer gibi dayandığı kaynağı banka hareketleri, sözleşmeler ve diğer delillerle ortaya koymalıdır.
Miras, bağış ve kişisel malın yerine geçen değerler
Evlilik sırasında miras kalan veya karşılıksız kazandırma yoluyla edinilen şirket payı kişisel maldır. Aynı sonuç, kişisel mal niteliğindeki bir değer satılarak onun bedeliyle şirket payı alınması hâlinde de doğabilir. Ancak kişisel kaynağın pay ediniminde gerçekten kullanıldığı ve para akışının kesintisiz biçimde izlenebildiği ispatlanmalıdır.
Payın bedeli hem kişisel hem de edinilmiş kaynaklardan karşılanmışsa, tek kalemde “tamamı kişisel” veya “tamamı edinilmiş” sonucu yerine finansman oranlarının ve denkleştirme kurallarının incelenmesi gerekir.
Kişisel Mal Olan Payın Gelirleri Nasıl Değerlendirilir?
Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesi, kişisel malların gelirlerini edinilmiş mallar arasında sayar. Bu nedenle kişisel mal niteliğindeki şirket payından mal rejimi devam ederken elde edilen ve pay sahibinin malvarlığına geçen kâr payları, kural olarak edinilmiş mal niteliğindedir.
Burada üç kavram birbirinden ayrılmalıdır:
- Şirketin dönem kârı: Şirketin faaliyet sonucunda muhasebe kayıtlarında oluşan kârdır.
- Dağıtılabilir kâr: Kanuni ve sözleşmesel ayrımlar yapıldıktan sonra dağıtıma konu olabilecek tutardır.
- Kâr payı alacağı: Yetkili şirket organının dağıtım kararıyla pay sahibi lehine doğan malvarlığı hakkıdır.
Şirketin kâr etmiş olması, bu tutarın aynı anda ortağın kişisel hesabına geçmiş olduğu anlamına gelmez. Dağıtılmayarak şirkette bırakılan kâr ve yedekler şirket tüzel kişiliğinin malvarlığında kalır. Bunların doğrudan “eşin edinilmiş malı” sayılması yerine, dağıtım kararları, alacağın doğduğu tarih, payın kişisel veya edinilmiş niteliği ve dağıtılmayan tutarın pay değerine etkisi somut olayda birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle aile şirketlerinde kârın uzun süre dağıtılmaması, pay sahibi eşe ilişkili kişiler üzerinden menfaat aktarılması veya şirket gideri görünümü altında kişisel harcama yapılması ayrıca araştırılabilir. Ancak şirket kayıtlarındaki her geçmiş yıl kârını doğrudan eşin hesabına eklemek de hukuken doğru değildir.
Mal Rejiminin Sona Erme Tarihi ile Değerleme Tarihi Aynı Değildir
Boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Tasfiyeye hangi malvarlığı değerlerinin gireceği belirlenirken bu tarih esas alınır.
Bir malın tasfiyeye girmesi ile hangi değerden hesaba katılacağı ise farklı meselelerdir. Türk Medeni Kanunu’nun 232 ve 235. maddeleri gereğince tasfiyede kural olarak sürüm değeri esas alınır; tasfiye sırasında mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Yargıtay uygulamasında da katılma alacağı ve değer artış payı hesabında karar tarihine en yakın güncel piyasa değerinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Bu ayrım şirket paylarında özellikle önemlidir. Boşanma davasından sonra eşin kişisel emeğiyle oluşan yeni kazanç ile dava tarihinde mevcut şirket payının genel piyasa koşulları nedeniyle değer değiştirmesi aynı olgu değildir. Bilirkişi incelemesi, mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut payı ve tasfiye tarihindeki değerini, sonradan doğan bağımsız edinimlerle karıştırmadan ele almalıdır.
Şirket Payının Gerçek Değeri Nasıl Belirlenir?
Ticaret sicilinde yazan sermaye veya payın nominal değeri, şirket payının gerçek ekonomik değerini göstermeyebilir. Uzun süredir faaliyet gösteren bir şirketin taşınmazları, makine parkı, müşteri ilişkileri veya markası yüksek değer taşırken sicildeki sermayesi sınırlı kalabilir. Tersi de mümkündür: Yüksek kayıtlı sermayeye rağmen şirket ağır borç yükü altında bulunabilir.
Bu nedenle değerleme, şirketin özelliğine uygun yöntemlerle yapılmalıdır. Uygulamada başlıca üç yaklaşım öne çıkar:
- Net varlık yaklaşımı: Şirket varlıklarının güncel değeri ile gerçek yükümlülükleri karşılaştırılır.
- Gelir yaklaşımı: Şirketin gelecekte üretmesi beklenen nakit akışları veya kazanç kapasitesi bugünkü değere indirgenir.
- Piyasa yaklaşımı: Benzer şirketler, işlemler veya sektörel çarpanlarla karşılaştırma yapılır.
Her şirket için tek ve değişmez bir yöntem yoktur. Gayrimenkul ağırlıklı bir şirket ile bilgi teknolojisi şirketinin aynı yöntemle değerlendirilmesi sağlıklı sonuç vermeyebilir. Faaliyeti süren işletmelerde ekonomik bütünlük ve süreklilik gözetilmeli; gerektiğinde birden fazla yöntem birlikte kullanılarak sonuçların tutarlılığı sınanmalıdır.
Değerleme sırasında özellikle şu unsurlar incelenebilir:
- Ticari defterler, bilanço ve gelir tabloları,
- banka ve finansman borçları,
- vergi ve sosyal güvenlik yükümlülükleri,
- şirket adına kayıtlı taşınmazlar ve araçlar,
- stoklar, ticari alacaklar ve şüpheli alacaklar,
- marka, lisans, müşteri çevresi ve diğer maddi olmayan değerler,
- ilişkili taraf işlemleri ve ortaklardan alacaklar hesapları,
- olağan dışı borçlanmalar veya malvarlığı çıkışları,
- paya bağlı imtiyazlar, kısıtlamalar ve şirket sözleşmesi hükümleri.
Şirketin borçları ile pay sahibi eşin kişisel borçları da birbirinden ayrılmalıdır. Şirket borçları, şirket değerini ve dolayısıyla payın değerini etkiler. Payın edinilmesi için alınmış kişisel kredi gibi paya ilişkin borçlar ise mal rejimi hesabında ayrıca değerlendirilebilir. Aynı borcun iki kez düşülmemesi gerekir.
Diğer Eşin Şirkete Katkısı: Değer Artış Payı ve Denkleştirme
Şirket payının kişisel mal olması, evlilik sırasında yapılan bütün katkıların sonuçsuz kalacağı anlamına gelmez.
Eşlerden biri, diğer eşin payının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan para veya para ile ölçülebilen bir katkı sağlamışsa Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi uyarınca değer artış payı talep edebilir. Örneğin eşin kişisel parasını şirkete sermaye olarak vermesi, pay edinim borcunu ödemesi veya şirket için ücretsiz ve ispatlanabilir nitelikte mesleki hizmet sunması bu kapsamda tartışılabilir.
Her aile içi yardım otomatik olarak değer artış payı doğurmaz. Katkının belirli bir malvarlığı değerine yönelmesi, karşılıksız veya uygun olmayan bir karşılıkla yapılması ve katkı ile paydaki ekonomik durum arasında bağlantı bulunması gerekir. Katkının bağışlama amacıyla yapıldığı ispatlanırsa değer artış payı talebi doğmayabilir.
Denkleştirme ise bir eşin kendi kişisel ve edinilmiş mal grupları arasındaki değer kaymalarını düzeltir. Örneğin kişisel mal olan şirket payının sermaye borcu edinilmiş mallardan ödenmişse, edinilmiş mallar lehine denkleştirme gündeme gelebilir. Değer artış payı eşler arasındaki katkıyı, denkleştirme ise aynı eşin iki mal grubu arasındaki kaymayı konu alır.
Pay Devri ve Mal Kaçırma Girişimleri
Boşanma öncesinde payın akrabaya veya ilişkili bir kişiye devredilmiş olması, incelemeyi tek başına sona erdirmez. Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi uyarınca, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar ile diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler, koşulları varsa tasfiye hesabına eklenecek değer olarak dikkate alınabilir.
Bu düzenleme, her şüpheli devri kendiliğinden geçersiz kılmaz. Devir tarihi, bedelin gerçekten ödenip ödenmediği, devralanla ilişki, şirket kontrolünün fiilen kimde kaldığı ve işlemin ekonomik gerekçesi araştırılır. Alacağın borçlu eşten karşılanamaması hâlinde üçüncü kişiye yönelme imkânı da Türk Medeni Kanunu’nun 241. maddesindeki özel koşullara bağlıdır.
Payın dava sırasında elden çıkarılma tehlikesi varsa ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir otomatik değildir; yaklaşık ispat, mevcut risk ve ölçülülük değerlendirilir. Şirketin ve diğer ortakların haklarını gereksiz yere sınırlandıran, belirsiz veya uzun süreli tedbirler yerine uyuşmazlık konusu pay ve alacakla orantılı önlemler talep edilmelidir.
Katılma Alacağı Şirket Payı Devredilerek Ödenebilir mi?
Katılma alacağı kural olarak para ile ifade edilir. Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu’nun 239. maddesi, katılma alacağı ile değer artış payının para veya ayın olarak ödenebilmesine imkân tanır. Ayni ödemede malın sürüm değeri ve bir meslek ya da işletmenin ekonomik bütünlüğü gözetilmelidir.
Bu imkân, her olayda mahkemenin diğer eşi zorunlu olarak şirket ortağı yapacağı anlamına gelmez. Şirket payının aynen devri gündeme geldiğinde Türk Ticaret Kanunu’ndaki devir hükümleri, esas sözleşmedeki sınırlamalar, anonim şirkette payın türü ve limited şirkette genel kurul onayı veya kanuni geçiş hükümleri ayrıca incelenir. Özellikle kapalı anonim şirketlerde TTK m. 493, limited şirketlerde ise TTK m. 595 ve 596 gerçek değer, onay ve kanuni geçiş bakımından özel sonuçlar doğurabilir.
Katılma alacağının derhâl ödenmesi borçlu eş için ciddi güçlük yaratacaksa, koşulları bulunduğunda TMK m. 239/2 uyarınca uygun bir erteleme talep edilebilir. İşletmenin faaliyetinin devamı ile alacaklı eşin hakkı arasında somut olaya göre denge kurulması gerekir.
Karşılıklı Katılma Alacaklarında Takas Nasıl Uygulanır?
Mal rejimi yalnızca şirket payı sahibi eşin mallarından ibaret olmayabilir. Diğer eş adına kayıtlı taşınmaz, araç, yatırım hesabı veya başka edinilmiş mallar da bulunabilir. Bu durumda her eş yönünden artık değer ve katılma alacağı ayrı ayrı belirlenir.
Türk Medeni Kanunu’nun 236/1. maddesi, eşlerin karşılıklı katılma alacaklarının takas edileceğini düzenler. Buradaki takas, Türk Borçlar Kanunu’ndaki genel takastan farklı olarak ayrıca “takas ediyorum” biçiminde bir irade açıklamasına bağlı değildir. Koşulları oluşmuş karşılıklı katılma alacakları kanun gereği takasa girer.
Ancak takasın kendiliğinden gerçekleşmesi, mahkemenin tarafların bütün malvarlığını hiçbir usulî açıklama olmadan resen araştıracağı anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasında davalının karşı taraftan bir alacağı bulunduğu vakıasını süresinde ve usulüne uygun biçimde dosyaya getirmesi gerekir. Açık bir takas sözcüğü kullanılmasa bile alacak vakıasının savunmada ileri sürülmesi yeterli görülebilir; fakat hiç ileri sürülmemiş bir karşı alacak mahkemece kendiliğinden oluşturulamaz.
Davalı karşı dava açmadan alacağını savunma olarak ileri sürmüşse, bu alacak davacının talebini takas yoluyla azaltabilir. Hesap sonunda davalı lehine bakiye çıkması hâlinde ise usulüne uygun bir karşı dava veya talep yoksa bu bakiye için davalı lehine tahsil hükmü kurulamaz. Bu ayrım, takasın maddi hukuk sonucu ile mahkemenin taleple bağlılığını birlikte korur.
Basitleştirilmiş hesaplama örneği
Bir şirketin yöntemine uygun biçimde belirlenen toplam gerçek değeri 20.000.000 TL, eşin şirketteki pay oranı yüzde 60 olsun. Bu durumda payın brüt değeri 12.000.000 TL’dir. Payın edinimine ilişkin tasfiyede dikkate alınabilir 2.000.000 TL borç bulunduğu varsayılırsa net değer 10.000.000 TL olur. Başka bir düzeltme kalemi olmadığı kabul edildiğinde diğer eşin bu paydan doğan katılma alacağı 5.000.000 TL olarak hesaplanabilir.
Diğer eşin malvarlığı üzerinden şirket ortağı eş lehine usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş 1.500.000 TL katılma alacağı bulunuyorsa iki alacak takas edilir. Sonuçta 3.500.000 TL bakiye kalır. Gerçek dosyalarda kişisel mal oranı, eklenecek değer, denkleştirme, değer artış payı ve borçlar hesabı değiştirebileceğinden bu örnek yalnızca mekanizmayı göstermektedir.
İspat ve Bilirkişi İncelemesinde Önem Taşıyan Belgeler
Şirket payı uyuşmazlıklarında sağlıklı bir değerleme için yalnızca son bilanço yeterli değildir. İncelenecek dönem ve belgeler somut olayın iddialarına göre belirlenmekle birlikte şu kayıtlar önem taşıyabilir:
- Ticaret sicili kayıtları ve şirket sözleşmesi,
- pay defteri ve pay devir belgeleri,
- genel kurul ve yönetim organı kararları,
- sermaye artırımına ilişkin belgeler,
- geçmiş yıllara ait finansal tablolar ve ticari defterler,
- kurumlar vergisi beyannameleri,
- şirket ve pay sahibiyle bağlantılı banka hareketleri,
- kâr dağıtım kararları ve ödeme kayıtları,
- ilişkili taraf işlemleri,
- şirket varlıkları üzerindeki rehin, haciz ve diğer yükler,
- payın ediniminde kullanılan paranın kaynağını gösteren belgeler.
Değerleme; şirketin faaliyet alanına göre mali müşavir, şirket değerleme uzmanı, sektör uzmanı ve gerektiğinde taşınmaz veya makine değerleme uzmanından oluşan bir heyeti gerektirebilir. Raporun yalnızca matematiksel sonucu değil; seçilen yöntemi, varsayımları, inceleme tarihlerini ve alternatif sonuçların neden dışlandığını da açıklaması gerekir.
Dava Sürecinin Temel Çerçevesi
Mal rejiminin tasfiyesinden doğan davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetki, Türk Medeni Kanunu’nun 214. maddesine göre mal rejiminin sona erme sebebine göre belirlenir. Boşanma, evliliğin iptali veya ayrılık kararıyla bağlantılı uyuşmazlıklarda bu davalarda yetkili olan mahkeme; ölüm hâlinde ölen eşin son yerleşim yeri; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi esas alınır.
Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasının fer’î sonucu değildir. Tasfiye talebi boşanma davasıyla birlikte ileri sürülmüş olsa bile ayrı esasa kaydedilebilir ve boşanma kararının kesinleşmesi beklenir. Boşanma kararı kesinleşmeden tasfiye hakkında nihai hüküm kurulamaz.
Yargılamada taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkeleri geçerlidir. Mahkeme, usulüne uygun olarak bildirilen şirket kayıtlarının ve üçüncü kişilerdeki belgelerin getirtilmesine karar verebilir; ancak tarafların hangi payı, katkıyı, devri veya alacağı uyuşmazlık konusu yaptığını açıkça ortaya koyması önem taşır.
Sonuç
Boşanmada şirket paylarının tasfiyesi, şirketin bilançosundaki rakamın ikiye bölünmesinden ibaret değildir. Önce tasfiyenin konusunun şirket varlıkları değil, eşe ait ortaklık payı olduğu belirlenmeli; ardından payın edinim tarihi ve finansman kaynağı, pay gelirleri, katkılar, borçlar ve olası devirler incelenmelidir.
Sağlıklı bir tasfiye için üç ayrım özellikle korunmalıdır: şirket malvarlığı ile ortağın malvarlığı, mal rejiminin sona erme tarihi ile değerleme tarihi ve kendiliğinden gerçekleşen takas ile mahkemenin resen araştırma yetkisi. Bu ayrımlar gözetilmediğinde hem şirketin gerçek değeri hem de eşlerin karşılıklı alacakları hatalı hesaplanabilir.
UYARI
Bu yazı, boşanmada şirket paylarının mal rejimi kapsamında tasfiyesi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Hak kaybı yaşamamak için somut olayınıza ilişkin hukukî değerlendirme almanız tavsiye edilir. Yazıdaki bilgilerde zaman içinde yasal değişiklikler meydana gelebileceğinden güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir. Yazımız hakkındaki soru ve görüşleriniz için iletişim sayfamızdaki kanallardan ya da sohbet butonundan bize ulaşabilirsiniz.



