Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları: Noter, Şekil, Bedel ve Taşınmaz Bilgileri

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, ileride yapılacak taşınmaz satış işlemini güvence altına alan ve taraflara hukuki yükümlülükler getiren önemli bir ön sözleşmedir. Özellikle tapu devrinin hemen gerçekleştirilemediği durumlarda başvurulan bu sözleşme, taraflardan birine veya her ikisine, belirli şartların gerçekleşmesi halinde taşınmazın satışını talep etme hakkı tanır.

Türk özel hukukunda taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin işlemler, mülkiyet hakkının korunması ve tapu siciline duyulan güvenin sağlanması amacıyla sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Bu nedenle taşınmaz satış vaadi sözleşmesi de sıradan bir anlaşma olmayıp, kanunda öngörülen şekil ve içerik şartlarına uygun olarak yapılmadığı takdirde ciddi hak kayıplarına yol açabilecek niteliktedir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 29. maddesi kapsamında bir “ön sözleşme” olarak kabul edilen bu hukuki işlem, yalnızca taraflar arasında bir alacak hakkı doğurmakla kalmaz; tapuya şerh edilmesi halinde üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelerek alacak hakkını önemli ölçüde güçlendirir.

Ancak bu sözleşmenin hukuken geçerli sayılabilmesi, noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması, satış bedelinin belirli veya belirlenebilir olması ve taşınmazın açık şekilde tanımlanması gibi temel şartların eksiksiz şekilde yerine getirilmesine bağlıdır. Aksi halde sözleşme geçersiz sayılabilir ve taraflar yalnızca bedel iadesi gibi sınırlı haklarla yetinmek zorunda kalabilir.

Bu yazıda, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerlilik şartları; noter zorunluluğu, taraf ehliyeti, taşınmazın belirlenmesi, bedel unsuru ve uygulamada en sık yapılan hatalar çerçevesinde, güncel Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler ışığında detaylı şekilde ele alınmaktadır.

Geçerlilik Şartları Neden Önemlidir?

Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde geçerlilik şartlarının katı bir disipline bağlanmış olması, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak mülkiyetin korunması amacına hizmet eder. Bu şartların temel fonksiyonu, tarafları acele karar vermekten korumak, hukuki işlemlerin sonuçları üzerinde düşünmelerini sağlamak ve ileride doğabilecek ispat zorluklarını ortadan kaldırmaktır. Taşınmazlar üzerindeki hak değişiklikleri kamu düzenini ilgilendirdiği için, bu işlemlerin bir kamu görevlisi olan noter huzurunda gerçekleştirilmesi, irade beyanlarının sıhhatini garanti altına alır.

Geçerlilik şartları, sözleşmenin tarafları arasındaki dengeyi de korur. Özellikle “bedel” ve “taşınmaz bilgileri” gibi unsurların netleşmesi, zayıf tarafın sömürülmesini engeller ve sözleşmenin “belirlilik” ilkesine uygunluğunu sağlar. Geçersiz bir sözleşme, kural olarak mülkiyetin nakli borcunu doğurmaz ve taraflara sadece verdiklerini geri isteme hakkı (sebepsiz zenginleşme) tanır. Bu durum, hem zaman kaybına hem de ekonomik kayıplara yol açtığı için, sözleşmenin kuruluş aşamasında kanuni şartlara riayet edilmesi, hukuki barışın tesisi açısından kritiktir.

Ayrıca, geçerlilik şartlarına uygun olarak düzenlenen bir sözleşme, tapu kütüğüne şerh edilebilme imkanı tanıyarak, vaat alacaklısını taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi riskine karşı korur. Bu koruma mekanizması, mülkiyetin el değiştirmesi sürecindeki karmaşık uyuşmazlıkları minimize eder. Yargıtay’ın son yıllardaki yaklaşımı, şekil eksikliğinin her durumda hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceğini, ancak edimlerin büyük oranda ifa edildiği durumlarda dürüstlük kuralının devreye girebileceğini göstermektedir; bu da geçerlilik şartlarının hukuk sistemindeki merkezi yerini bir kez daha teyit etmektedir.

Resmî Şekil ve Noterde Düzenleme Zorunluluğu

Türk hukukunda taşınmaz mülkiyetini nakleden veya mülkiyeti nakil borcu doğuran sözleşmelerin geçerliliği “resmi şekil” şartına bağlıdır. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri açısından bu resmi makam noterlerdir. Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi ile paralellik arz eden Noterlik Kanunu’nun 60. ve 89. maddeleri, bu yetkinin kapsamını ve uygulama yöntemini belirlemiştir.

Düzenleme Şeklinde Yapılma Zorunluluğu

Sözleşmenin noter huzurunda yapılması tek başına yeterli değildir; işlemin “düzenleme” (re’sen düzenleme) şeklinde gerçekleştirilmesi bir geçerlilik şartıdır. Noterlik Kanunu m. 89 uyarınca düzenlenen bu belgelerde noter, tarafların iradelerini bizzat dinler, bunları hukuki bir metne dönüştürerek tutanağa bağlar ve hazırlanan metin tarafların huzurunda okunarak imzalanır.

Bu zorunluluğun iki temel boyutu bulunmaktadır:

  1. Onaylama Şeklinin Geçersizliği: Tarafların kendi aralarında hazırlayıp imzalarını notere onaylattıkları (imza onayı) sözleşmeler mülkiyetin nakli açısından hukuken geçersizdir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere; “Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerliliği için noter huzurunda ‘düzenleme’ şeklinde yapılması zorunludur. Haricen (noter dışı, adi yazılı) yapılan sözleşmeler, kural olarak mülkiyetin nakli açısından geçersizdir”.
  2. Kamu Görevlisinin Denetimi: Düzenleme şekli, noterin tarafları aydınlatma ve irade beyanlarının kanuna uygunluğunu denetleme görevini yerine getirmesini sağlar. Bu süreç, sözleşmenin “resmi senet” niteliği kazanmasını sağlayarak sahteliği ispatlanana kadar kesin delil teşkil etmesini sağlar.

Noterlik Kanunu ve Münhasır Yetki

Noterlik Kanunu’nun 60/3 maddesi, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapmayı noterlerin temel görevleri arasında saymıştır. Bu düzenleme, noterlerin bu alandaki münhasır yetkisini teyit eder. Tapu müdürlükleri de taşınmaz satışı yapmaya yetkili olsa da, “satış vaadi” aşamasında noterlikler asıl uygulama alanını oluşturur. Şekil şartına uyulmamasının müeyyidesi “kesin hükümsüzlük” (butlan) halidir ve bu eksiklik hakim tarafından davanın her aşamasında re’sen gözetilir.

İşlem Türüne Göre Geçerlilik Durumu
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde işlemin hangi şekilde yapıldığı, sözleşmenin geçerliliğini doğrudan etkiler.
İşlem Türü Noter Yetkisi / İşlem Şekli Geçerlilik Durumu
Düzenleme Şeklinde Re’sen tanzim (Noterlik Kanunu m. 89) Geçerli
Onaylama Şeklinde Sadece imza onayı Geçersiz (Batıl)
Adi Yazılı Harici sözleşme Geçersiz

Taraf Ehliyeti ve Temsil Yetkisi

Sözleşmenin geçerli bir hukuki sonuç doğurabilmesi için tarafların bu işlemi yapmaya ehil olması ve temsil durumunda yetkilerin tam olması gerekmektedir. Taraf ehliyeti, kamu düzenine ilişkin bir husus olup mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınır.

Gerçek ve Tüzel Kişilerde Ehliyet Şartları

Gerçek kişilerin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedebilmesi için “fiil ehliyeti”ne sahip olmaları asıldır. Bu ehliyet; ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamayı kapsar.

  • Ayırt Etme Gücü: İşlemin niteliğini ve sonuçlarını kavrama yeteneğidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.11.2024 tarihli kararı bu konuda nettir: “Ayırt etme gücünden yoksun bir kimsenin yaptığı satış vaadi sözleşmesi, taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle başlangıçtan itibaren geçersizdir ve bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir” (Künyesi: Y 7. HD E.2024/4046 K.2024/5228 T.25.11.2024).
  • Vesayet ve Kısıtlılık: Kısıtlı kişiler adına yapılacak satış vaadi işlemlerinde TMK m. 462/1 uyarınca vesayet makamının izni şarttır.
  • Tüzel Kişiler: Şirket, vakıf veya dernek gibi tüzel kişiliklerin, kanuna ve ana sözleşmelerine uygun kurulmuş olmaları ve yetkili organları aracılığıyla temsil edilmeleri durumunda taraf ehliyetleri tamdır.

Temsil Yetkisi ve Vekalet İlişkisi

Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde temsil, genellikle özel vekaletnameler yoluyla gerçekleştirilir. Taşınmaz mülkiyetini etkileyen işlemler “özel yetki” gerektiren tasarrufi işlemlerden sayıldığı için, vekaletnamede “taşınmaz satış vaadi yapma” yetkisinin açıkça belirtilmiş olması gerekir. Temsil yetkisinin aşılması veya kötüye kullanılması durumunda, yapılan sözleşme asıl hak sahibini (temsil olunanı) bağlamayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, vekaletin kötüye kullanılması ve temsil yetkisinin sınırlarını, dürüstlük kuralı ve güven ilkesi çerçevesinde titizlikle denetlemektedir.

Taşınmazın Belirli veya Belirlenebilir Olması

Eşya hukukunun temel prensiplerinden biri olan “belirlilik” (muayyenlik) ilkesi, satış vaadi sözleşmesinin geçerliliği için vaat edilen taşınmazın teşhis edilebilir olmasını zorunlu kılar.

Belirlilik İlkesi ve Tapu Kayıtları

Sözleşmede taşınmazın; ada, parsel, yüzölçümü ve bulunduğu mevki gibi bilgilerle duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekir. Bir taşınmazın hukuken “belirli” sayılması için tapu siciline kaydedilmiş olması şarttır. Ancak Yargıtay uygulamaları, sözleşme anında tam bir ada-parsel bilgisi olmasa dahi, taşınmazın hangi taşınmaz olduğunun objektif kriterlerle “belirlenebilir” olmasını yeterli bulabilmektedir.

Sözleşmede yer alan belirsizliğin etkisine dair Yargıtay 7. Hukuk Dairesi şu tespitte bulunmuştur: “Bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde, hangi taşınmazın satışının vaat edildiği açıkça anlaşılmıyorsa veya teşhis edilemiyorsa, o sözleşme ‘konusu imkansız veya belirsiz’ olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılabilir”.

Mülkiyet Tiplerine Göre Belirlilik ve İfa Kabiliyeti

Taşınmazın mülkiyet yapısı, vaadin geçerliliği ve tescil edilebilirliği üzerinde doğrudan etkilidir:

  1. Paylı Mülkiyet (Müşterek Mülkiyet): Paydaşların her biri kendi payı üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir. Bir paydaşın payını satmayı vaat etmesi geçerlidir ve alıcı bu sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescili talep edebilir. Payın oranının (1/2, 3/10 vb.) belirtilmesi belirlilik ilkesi için zorunludur.
  2. Elbirliği Mülkiyeti (İştirak Halinde Mülkiyet): Miras gibi durumlarda görülen bu yapıda paylar belirlenmiş değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2024 tarihli ilamı bu konudaki ayrımı netleştirmiştir:
    • Ortaklar Arası: Bir ortağın payını diğer ortağa vaat etmesi geçerlidir ve ifa edilebilir.
    • Üçüncü Kişiye: Bir ortağın payını dışarıdan birine vaat etmesi borçlandırıcı işlem olarak geçerlidir, ancak mülkiyet tipi paylıya dönüşmedikçe tescil istenemez. Yargıtay bu durumu “ifayı engelleyen geçici bir hukuki imkansızlık” olarak tanımlar.
Mülkiyet Tipine Göre Sözleşmenin Geçerliliği ve İfa Kabiliyeti
Taşınmazın paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi olması, sözleşmenin sadece geçerliliğini değil, tapuda tescil edilebilir olup olmadığını da etkiler.
Mülkiyet Tipi Sözleşmenin Geçerliliği İfa Kabiliyeti (Tescil)
Paylı Mülkiyet Geçerli Mümkün
Elbirliği Mülkiyeti (Ortaklar Arası) Geçerli Mümkün
Elbirliği Mülkiyeti (Üçüncü Kişiye) Geçerli (Borçlandırıcı İşlem) İştirak çözülene kadar imkânsız

Bedelin Sözleşmede Nasıl Yer Alması Gerektiği

Satış bedeli (semen), satış vaadi sözleşmesinin “esaslı unsurlarından” biridir. Bedelin sözleşmede yer almaması veya belirlenebilir olmaması, sözleşmenin kuruluşunu engeller.

Bedelin Belirlenmesi Zorunluluğu

Sözleşmede satış bedelinin net bir rakam olarak yazılması veya bedelin nasıl hesaplanacağının objektif kriterlere bağlanması zorunludur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2025 tarihli kararı bu konuda emsal niteliğindedir:

“Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tam borç yükleyen bir sözleşme olması hasebiyle, sözleşmenin esaslı unsurlarından olan satış bedelinin (semen) sözleşmede açıkça gösterilmesi veya en azından belirlenebilir olması zorunludur.” (Künyesi: Y 7. HD E.2024/4964 K.2025/4084 T.06.10.2025).

Belirlenebilir Bedel Kriteri ve Muğlaklık

Bedelin rakamsal olarak telaffuz edilmediği durumlarda, tarafların iradelerini yansıtan objektif bir ölçütün varlığı aranır. Örneğin, “taşınmazın teslim tarihindeki belediye rayiç değeri” bir belirlilik kriteri olabilir. Ancak bedel konusunda hiçbir kriter içermeyen sözleşmeler geçersizdir:

“Satış bedelinin ne olduğu ya da nasıl belirleneceği hususunda hiçbir kriter içermeyen, bu yönüyle muğlak bırakılan bir satış vaadi sözleşmesinin, sözleşmenin temel unsurlarındaki eksiklik nedeniyle geçerli bir hukuki sonuç doğurması ve mülkiyetin nakline dayanak teşkil etmesi mümkün değildir.”.

Ayrıca bedelin ödeme koşulları (taksitli, nakit, banka havalesi vb.) ve zamanı da açıkça belirtilmelidir. Mahkeme, tescil talebi durumunda vaat alacaklısının bedeli ödeyip ödemediğini denetler ve ödenmeyen kısmın depo edilmesini isteyebilir.

Notersiz veya Eksik Düzenlenen Sözleşmelerde Riskler

Kanuni şekil şartına uyulmadan (adi yazılı şekilde veya haricen) yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, mülkiyetin nakli açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Ancak bu durum, tarafların hiçbir hakkı olmadığı anlamına gelmez.

Sebepsiz Zenginleşme ve Bedel İadesi

Geçersiz bir sözleşmeye dayanarak bedel ödeyen taraf, ödediği meblağı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Burada en büyük risk, paranın zaman içindeki değer kaybıdır. Yargıtay, bu mağduriyeti önlemek adına “denkleştirici adalet” ilkesini uygulamaktadır.

Denkleştirici Adalet İlkesi ve Hesaplama Parametreleri

Geçersiz sözleşmelerde iade edilecek bedel, ödenen paranın sadece nominal değeri değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.06.2025 tarihli kararına göre bedel, iadenin talep edildiği tarihteki alım gücüne ulaştırılmalıdır.

Hesaplama yapılırken şu verilerin ortalaması alınır:

  • Enflasyon Oranları: ÜFE ve TÜFE endeksleri.
  • Döviz ve Altın: Kurlardaki artış oranları.
  • İşgücü ve Kazançlar: Memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar.
  • Genel Ekonomik Veriler: Diğer objektif artış parametreleri.

Bu yöntemle, paranın “ilk ödeme tarihindeki alım gücü” ile “iade tarihindeki değeri” arasında denklik kurulması amaçlanır.

Dürüstlük Kuralı İstisnası (TMK m. 2)

Kural olarak şekle aykırılık sözleşmeyi geçersiz kılsa da, bazı durumlarda bu geçersizlik iddiası dürüstlük kuralına aykırı (hakkın kötüye kullanılması) bulunabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.2025 tarihli kararında bu istisnalar belirtilmiştir:

  • Karşılıklı İfa: Taraflar borçlarını (teslim ve bedel ödeme) büyük oranda yerine getirmişlerse artık şekil noksanlığı ileri sürülemez.
  • Uzun Süreli Zilyetlik: Alıcının taşınmazda uzun yıllar nizasız yaşaması durumunda satıcının “sözleşme resmi değildi” savunması korunmaz.
  • Güven İlkesi: Sözleşmenin geçerli olacağına dair karşı tarafa tam bir güven verilmiş olması durumu.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Gayrimenkul işlemlerinin teknik doğası, tarafları bazen geri dönülemez hatalara sürüklemektedir. Yapılan en yaygın hatalar ve bunların hukuki yansımaları şunlardır:

  1. Harici Satış ve Adi Yazılı Kağıtlar: Noter yerine tarafların kendi aralarında “protokol” veya “satış senedi” adıyla yaptıkları işlemlerin tapuda geçerliliği yoktur. Bu belgeler sadece ödenen paranın iadesi için delil teşkil eder.
  2. Sadece İmza Onayı ile Yetinme: Noterde yapılan işlemin “düzenleme” (re’sen) şeklinde olması gerektiğinin bilinmemesi en büyük risktir.
  3. Hisseli Taşınmazlarda Pay Ayrımına Dikkat Etmeme: Elbirliği mülkiyeti altındaki bir taşınmazda tescilin ancak iştirak çözüldükten sonra yapılabileceğinin öngörülememesi, tescil davalarının reddine veya uzun süre bekletilmesine neden olur.
  4. Bedelin Yazılmaması veya Muğlak Bırakılması: İleride uyuşmazlığa düşüldüğünde mahkemenin sözleşmeyi “geçersiz” saymasına yol açan en temel eksikliklerden biridir.
  5. Zamanaşımı Sürelerini Kaçırma: 10 yıllık genel zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açılması durumunda, eğer taşınmaz teslim edilmemişse dava zamanaşımı nedeniyle reddedilebilir.

Sonuç

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, Türk hukukunda gayrimenkul mülkiyetinin güvenli şekilde devrini sağlamaya yönelik en önemli hukuki araçlardan biridir. Ancak bu sözleşmenin hukuki koruma sağlaması, kanunda öngörülen geçerlilik şartlarına eksiksiz şekilde uyulmasına bağlıdır. Özellikle sözleşmenin noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması, tarafların fiil ehliyetine sahip olması, taşınmazın belirli veya belirlenebilir şekilde gösterilmesi ve satış bedelinin açık ya da belirlenebilir olması, sözleşmenin geçerliliği açısından temel unsurlardır.

Yargıtay’ın son yıllara ait kararları, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde şekil şartının kamu düzeniyle doğrudan ilgili olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, dürüstlük kuralı ve denkleştirici adalet ilkesi gibi hukuki mekanizmalar sayesinde, özellikle geçersiz sözleşmelerde ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik esnek uygulamalar da geliştirilmektedir. Bu kapsamda, bedel iadesinin paranın güncel alım gücü üzerinden hesaplanması, uygulamada önemli bir denge unsuru olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç olarak, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılırken yalnızca sözleşmenin kurulması değil, ileride doğabilecek hukuki sonuçlar da dikkate alınmalıdır. Tarafların hak kaybına uğramaması için sözleşmenin şekil şartlarına uygun şekilde düzenlenmesi, tapu şerhi imkanının değerlendirilmesi ve taşınmazın mülkiyet yapısının doğru analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, özellikle yüksek değerli taşınmaz işlemlerinde sürecin hukuki destek alınarak yürütülmesi, mülkiyet hakkının korunması açısından en güvenli yol olacaktır.

Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi notersiz yapılırsa geçerli olur mu?
Hayır, geçerli olmaz. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin hukuken geçerli olabilmesi için noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Sadece adi yazılı şekilde hazırlanması veya yalnızca imza onayı alınması, kural olarak geçerlilik için yeterli değildir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh edilmezse ne olur?
Tapuya şerh verilmemesi sözleşmeyi doğrudan geçersiz hale getirmez; ancak sözleşmeden doğan kişisel hakkın üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini zorlaştırır. Şerh verilmesi halinde bu hak, taşınmazı sonradan edinen kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Uygulamada şerhin etkisi genellikle 5 yıl üzerinden değerlendirilir ve bu süre içinde hakların korunması açısından büyük önem taşır.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Bu sözleşmeden doğan taleplerde genel olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak her somut olayda sürenin başlangıcı farklılık gösterebilir.

Özellikle taşınmazın fiilen teslim edilip edilmediği, tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği gibi unsurlar, zamanaşımının başlangıcını ve uygulanmasını doğrudan etkileyebilir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde satış bedeli yazılmak zorunda mı?
Evet, zorunludur. Satış bedeli, sözleşmenin esaslı unsurlarından biridir. Bedelin açıkça belirtilmesi ya da en azından objektif kriterlere göre belirlenebilir olması gerekir.

Bedelin hiç yer almaması veya belirsiz bırakılması halinde sözleşmenin geçerliliği ciddi şekilde tartışmalı hale gelir ve uygulamada hak kaybına yol açabilir.
Gebze’de taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılırken nelere dikkat edilmelidir?
Gebze’de yapılacak işlemlerde de temel kural aynıdır: sözleşme mutlaka noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılmalı, taşınmaz bilgileri eksiksiz yazılmalı ve satış bedeli net şekilde belirtilmelidir.

Ayrıca mümkünse sözleşmenin tapuya şerh edilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda hakkın korunması açısından büyük önem taşır.

Uygulamada fark yaratan unsur genellikle hazırlık aşamasıdır. Doğru noter işlemi, doğru belge içeriği ve tapu sürecinin dikkatli yönetilmesi, ileride ortaya çıkabilecek riskleri önemli ölçüde azaltır.

UYARI

Bu yazı, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerlilik şartları hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Hak kaybı yaşamamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir. Yazıdaki bilgilerde zaman içinde yasal değişiklikler meydana gelebileceğinden, güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir. Yazımız hakkındaki soru ve görüşleriniz için iletişim sayfamızdaki kanallardan ya da sohbet butonundan bize ulaşabilirsiniz.

Scroll to Top