İşçinin İşverene Ait Araçla Kaza Yapması Halinde Tazminat Sorumluluğu

İşçinin işverene ait araçla kaza yapması, tek başına işçinin tüm zarardan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Sorumluluk; kazada işçinin kusurlu olup olmadığına, kusurun hafif mi ağır mı olduğuna, aracın kaskolu olup olmadığına ve zararın aracın kendi hasarı mı yoksa üçüncü kişi zararı mı olduğuna göre belirlenir. Trafik sigortası aracın kendi hasarını karşılamaz; bu hasar varsa kasko kapsamında değerlendirilir. İşçinin sorumluluğu ise TBK m. 400 çerçevesinde sınırlı sorumluluk ilkesiyle ele alınır.

İşçinin İşverene Ait Araçla Kaza Yapması Hâlinde Sorumluluk Nasıl Belirlenir?

Çalışma hayatında şirket aracı kullanımı; satış, dağıtım, servis, lojistik ve saha hizmetleri gibi pek çok alanda işin doğal bir parçası hâline gelmiştir. İşçi, kendisine tahsis edilen işverene ait araçla trafik kazasına karıştığında genellikle iki farklı zarar gündeme gelir: işverene ait aracın kendisinde oluşan hasar ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlar.

Bu iki zarar kaleminin hukuki rejimi aynı değildir. Uygulamada en sık yapılan hata, trafik sigortasının, kaskonun ve işçinin kusur derecesinin aynı sonuca yol açtığını düşünmektir. Oysa işçinin şirket aracıyla yaptığı kazadan dolayı tazminat sorumluluğu; sigorta teminatının kapsamı, işçinin kusur durumu ve zararın niteliği birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Bu yazıda, işçinin işverene ait araçla kaza yapması hâlinde tazminat sorumluluğu; zorunlu trafik sigortası, kasko sigortası, kusur derecesi, sigortacının rücu hakkı ve iş sözleşmesinin feshi boyutuyla birlikte ele alınmaktadır.

İşçinin Sorumluluğunun Hukuki Temeli: TBK m. 400 ve Sınırlı Sorumluluk

İşçinin işverene verdiği zarardan doğan sorumluluğu, sıradan bir haksız fiil sorumluluğu gibi değerlendirilmez. Bu alanda temel düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 400. maddesidir. Hükme göre işçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. Ancak sorumluluğun kapsamı belirlenirken işin tehlikeli olup olmadığı, uzmanlık veya eğitim gerektirip gerektirmediği ve işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri göz önünde tutulur.

Bu nedenle işçinin kusuruyla bir zarara sebep olması, her durumda zararın tamamını ödeyeceği anlamına gelmez. TBK m. 400/2, işçinin sorumluluğunu sınırlayan ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyetli bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılan bir ölçüt getirir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de işçinin sorumluluğu değerlendirilirken yalnızca kusur oranına bakılmasını yeterli görmemektedir. Kusurun derecesi, işin tehlikeli niteliği, zararın ağırlığı, riskin sigorta edilebilir olması, işçinin işletmedeki konumu, ücreti, kıdemi, yaşı, ailevi ilişkileri ve zarar anına kadar olan davranışları birlikte dikkate alınmalıdır.

Yargıtay 9. HD’nin E. 2016/18628, K. 2017/12716 ve 11.09.2017 tarihli kararında da bu yaklaşım açık biçimde görülür. Karara göre, işçinin kusur oranına göre oluşan hasar otuz günlük ücretini aşsa dahi; kusurun daha çok işverende veya başka bir etkende bulunduğu, işçinin kusurunun daha az ve hafif olduğu durumlarda işçinin sorumlu tutulmamasına karar verilebilir.

Bu yorumun temelinde işletme riski anlayışı yer alır. İşçiyi araç kullanarak iş görmeye yönlendiren ve bundan ekonomik yarar sağlayan işveren, bu faaliyetin doğal ve olağan risklerini de kural olarak üstlenir. Bu nedenle gündelik iş akışı içinde ortaya çıkabilecek hafif dikkatsizliklerin bütün sonuçlarının işçiye yüklenmesi, hem hakkaniyete hem de TBK m. 400’deki sınırlı sorumluluk ilkesine uygun düşmez.

Kusur Derecesi İşçinin Tazminat Sorumluluğunu Nasıl Etkiler?

İşçinin şirket aracıyla yaptığı kazada tazminat sorumluluğunun kapsamı, öncelikle kusur derecesine göre belirlenir. Aynı hasar tutarı, işçinin kusursuz, hafif kusurlu veya ağır kusurlu olmasına göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

İşçi kazada kusursuzsa

İşçinin kazada herhangi bir kusuru yoksa kural olarak tazminat sorumluluğu da doğmaz. Kaza; mücbir sebep, üçüncü kişinin tam kusuru, aracın gizli ayıbı, aracın bakımsızlığı veya işverenin organizasyon kusuru nedeniyle meydana gelmişse, zarar ile işçi davranışı arasında sorumluluk doğuracak illiyet bağı kurulamaz.

İşçi hafif kusurluysa

İşçinin yalnızca alelade bir dikkatsizliği veya hafif ihmali söz konusuysa TBK m. 400/2 ve işletme riski ilkesi önem kazanır. Yargıtay uygulamasında bu tür hâllerde işçi çoğu kez hiç sorumlu tutulmamakta ya da sorumluluk hakkaniyet gereği indirilmektedir. Özellikle işverenin organizasyon veya gözetim kusuru varsa işçinin tali kusuru daha da geri planda değerlendirilir.

İşçi ağır kusurlu veya kasıtlıysa

İşçinin alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanması, trafik kurallarını ağır biçimde ihlal etmesi veya kasten zarar vermesi gibi durumlarda sınırlı sorumluluk ilkesi işçi lehine aynı ölçüde koruma sağlamaz. Bu hâllerde işçi, doğan zarardan kusuru oranında; kasıt varsa zararın tamamından sorumlu tutulabilir.

İşverenin gözetim ve özen yükümlülüğü de sınırsız değildir. Yargıtay 9. HD’nin E. 2022/14705, K. 2022/15027 sayılı kararında belirtildiği üzere, zararlandırıcı olay üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmışsa veya taraflara kusur yüklenemiyorsa illiyet bağı kesilebilir. Aynı ilke işçi lehine de geçerlidir: kusuru bulunmayan işçi, yalnızca araç kendisine tahsis edildiği için sorumlu tutulamaz.

Trafik Sigortası ve Kasko Ayrımı: Hangi Sigorta Hangi Zararı Karşılar?

Şirket aracıyla yapılan kazalarda işçinin sorumluluğunu doğru belirleyebilmek için önce zararın hangi sigorta kapsamında değerlendirileceği tespit edilmelidir. Çünkü zarar sigorta tarafından karşılanmışsa uyuşmazlık çoğu zaman doğrudan işçi ile işveren arasında değil, sigortacının rücu hakkı çerçevesinde gündeme gelir.

Zorunlu trafik sigortası aracın kendi hasarını karşılamaz

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 91 uyarınca her işleten, aracın işletilmesinden doğan ve üçüncü kişilere verilecek zararları karşılamak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır. Bu sigortanın işlevi, üçüncü kişilerin uğradığı bedensel ve maddi zararların karşılanmasıdır.

Buradaki kritik nokta şudur: zorunlu trafik sigortası, işverene ait aracın kendi hasarını karşılamaz. Karşı aracın, yayaların, yolcuların veya üçüncü kişilerin mallarının uğradığı zararlar trafik sigortasının konusu olabilir; ancak işçinin kullandığı şirket aracında meydana gelen hasar trafik sigortası kapsamında değildir.

Bu nedenle işçinin işverene ait araçla tek taraflı kaza yapması ve yalnızca şirket aracında hasar oluşması hâlinde trafik sigortası devreye girmez. Bu zararın kimde kalacağı, kasko sigortasının bulunup bulunmamasına ve işçinin kusur derecesine göre belirlenir.

Kasko sigortası aracın kendi hasarı bakımından önemlidir

Kasko, zorunlu olmayan ihtiyari bir sigortadır ve trafik sigortasından farklı olarak aracın kendisinde meydana gelen hasarı teminat altına alır. İşverene ait araç kaskoluysa, poliçe şartları ve varsa muafiyetler çerçevesinde araçtaki hasar kasko sigortacısı tarafından karşılanabilir.

Bu durumda işverenin malvarlığında kalıcı bir zarar oluşmadığı ölçüde, işçinin doğrudan işverene tazminat ödemesi de kural olarak gündeme gelmez. Ancak kasko sigortacısının ödeme yaptıktan sonra işçiye rücu edip edemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Kasko Sigortacısı İşçiye Rücu Edebilir mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1472 uyarınca sigortacı, ödediği tazminat tutarınca sigortalının yerine geçer ve zarardan sorumlu olan kişilere karşı sigortalının sahip olduğu haklara halef olur. Bu ilke, işçi bakımından önemli bir sınırlama içerir: sigortacının işçiye karşı rücu hakkı, işverenin işçiye karşı sahip olduğu haktan daha geniş olamaz.

İşverenin işçiye karşı talep hakkı TBK m. 400 ile sınırlı olduğundan, kasko sigortacısının işçiye rücusu da aynı sınıra tabidir. İşçi hafif kusurlu ise ve işveren TBK m. 400/2 gereğince zararı işçiden talep edemeyecek durumdaysa, sigortacı da halefiyet yoluyla bundan daha geniş bir talepte bulunamaz.

Yargıtay’ın yaklaşımı bu noktada işçi lehine daha da belirgindir. Sigortalının fiillerinden hukuken sorumlu olduğu kişilerin, yani çalışanlarının kusurundan doğan hasar zaten sigorta teminatı kapsamında değerlendirilmektedir. Bu nedenle kasko sigortacısının, kasıt veya poliçede öngörülen ağır kusur hâlleri dışında işçiye rücu edemeyeceği kabul edilmektedir. Bu ilke 6102 sayılı TTK m. 1429’a; mülga 6762 sayılı TTK m. 1278’e ve sorumluluk sigortaları yönünden TTK m. 1473/2’ye dayandırılmaktadır.

Yargıtay 11. HD’nin E. 2016/11534, K. 2018/4903 ve 28.06.2018 tarihli kararında, sürücünün sigorta ettirenin çalışanı olduğunun belirlenmesi hâlinde; zarara ağır kusuru veya kastıyla yol açmadığı sürece sigortacının bu kişiye rücu edemeyeceği, aksi hâlde kusuru oranında sorumlu tutulabileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 11. HD’nin E. 2023/3046, K. 2024/1555 ve 28.02.2024 tarihli kararında ise sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişiler ile onların işçisi konumundaki sürücüye karşı, mala kasten zarar verildiği ileri sürülmedikçe sigortacının rücu hakkının doğmadığı kabul edilmiştir. Kararda, sürücünün tam kusurlu olduğu hâlde dahi rücu talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu içtihatlar, işverene ait aracı görevi gereği kullanan işçinin sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişi konumunda bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle olağan veya hafif kusurla meydana gelen araç hasarında kasko sigortacısının işçiye yönelmesi kural olarak mümkün değildir. Rücu yolu esasen kasıt ve poliçe ya da genel şartlar çerçevesinde ağır kusur hâllerinde gündeme gelir.

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları çerçevesinde de sigortacının, sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu kişilere rücuu kural olarak kasıt veya ağır kusur hâlleriyle sınırlıdır. Böylece kasko, hafif kusurlu işçi bakımından fiili bir koruma işlevi görür.

Kaskolu ve Kaskosuz Araçta İşçinin Sorumluluğu

Aracın kendi hasarı bakımından sigorta durumu ile işçinin kusur derecesi birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan temel tablo şöyledir:

Durumİşçi Kusursuzİşçi Hafif Kusurluİşçi Ağır Kusurlu / Kasıtlı
Araç KaskoluHasarı kasko karşılar; işçi bakımından sorumluluk doğmaz.Kasko öder; sigortacının işçiye rücusu kural olarak mümkün değildir veya sınırlıdır.Kasko öder; kasıt veya poliçede öngörülen ağır kusur hâlinde sigortacı kusuru oranında işçiye rücu edebilir.
Araç KaskosuzZarar işverende kalır; işçi sorumlu tutulmaz.TBK m. 400/2 gereği işçi çoğu kez sorumlu tutulmaz; en fazla hakkaniyetle indirilmiş kısmi sorumluluk gündeme gelebilir.İşçi, kusuru oranında; kasıt varsa zararın tamamından işverene karşı sorumlu olabilir.
Tablo: Aracın kendi hasarı bakımından kasko durumu ve kusur derecesine göre işçinin sorumluluğu.

Kaskolu araçta hafif kusurlu işçi

İşçi açısından en güvenli senaryo, aracın kaskolu olduğu ve işçinin yalnızca hafif kusurlu sayıldığı durumdur. Bu hâlde hasarı kasko üstlenir; halefiyet de TBK m. 400 sınırına takıldığından sigortacının işçiye yönelmesi kural olarak engellenir.

Kaskosuz araçta hafif kusurlu işçi

Araç kaskosuzsa ve işçi hafif kusurluysa, işverenin zararın tamamını tek taraflı biçimde işçiden istemesi hukuken güçlü değildir. İşverenin aracı kasko yaptırmayarak sigortalanabilir bir riski üstlenmiş olması, “riskin sigorta edilebilirliği” ölçütü kapsamında işçi lehine değerlendirilir.

Ağır kusur veya kasıt hâli

İşçinin ağır kusurlu veya kasıtlı davranışı varsa sigortanın varlığı işçiyi bütünüyle korumaz. Kaskolu araçta sigortacı; kaskosuz araçta ise doğrudan işveren, kusur durumuna göre işçiye başvurabilir.

Üçüncü Kişilere Verilen Zararlar Bakımından Durum Nedir?

İşçinin kaza sırasında üçüncü kişilere verdiği zararlar, aracın zorunlu trafik sigortası kapsamında zarar gören kişilere ödenir. Bu noktada esasen işçinin maaşına veya malvarlığına doğrudan başvurulması söz konusu değildir.

Ancak işçinin ağır kusuru, kastı, ehliyetsiz veya alkollü araç kullanımı gibi rücu sebepleri varsa, üçüncü kişiye ödeme yapan trafik sigortacısının KTK m. 95 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 çerçevesinde sigorta ettirene rücu edebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2022/1129, K. 2023/1234 sayılı kararında da aracın ehliyetsiz sürücü tarafından kullanılması hâlinde sigortacının sigorta ettirene rücu imkânının bulunduğu vurgulanmıştır.

Buna karşılık işçinin hafif kusurlu olduğu olağan kazalarda üçüncü kişi zararı trafik sigortasıyla karşılanır ve mesele işçi bakımından kural olarak kapanmış olur.

İşveren Araca Hasar Veren İşçiyi Tazminatsız İşten Çıkarabilir mi?

İşçinin şirket aracıyla kaza yapması yalnızca tazminat sorumluluğu bakımından değil, iş sözleşmesinin feshi bakımından da değerlendirilir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-(ı), işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işyerine ait ya da eli altında bulunan eşyayı otuz günlük ücretini aşacak ölçüde hasara uğratmasını işveren açısından haklı fesih sebebi saymaktadır.

Ancak bu hüküm, araca verilen her hasarın otomatik olarak tazminatsız fesih sonucu doğurduğu anlamına gelmez. Yargıtay, bu hükmü TBK m. 400/2 ve ölçülülük ilkesiyle birlikte yorumlamaktadır. Hasarın işçinin otuz günlük ücretini aşması tek başına yeterli değildir; kusurun ağırlığı, işverenin organizasyon veya gözetim kusuru, işçinin tali derecede dikkatsiz olup olmadığı ve olayın tüm koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay 9. HD’nin E. 2016/18628, K. 2017/12716 sayılı kararında da bu yaklaşım benimsenmiştir. İşverenin organizasyon veya gözetim kusurunun ağır bastığı, işçinin ise yalnızca tali derecede dikkatsiz olduğu olaylarda fesih haklı değil, en fazla geçerli fesih niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakları korunabilir.

Sonuç: Şirket Aracıyla Kaza Yapan İşçinin Sorumluluğu Somut Olayın Koşullarına Bağlıdır

İşçinin işverene ait araçla kaza yapması hâlinde sorumluluk tek bir kuralla açıklanamaz. Önce zararın türü belirlenmelidir: aracın kendi hasarı trafik sigortasının değil, varsa kaskonun konusudur; üçüncü kişilerin zararları ise zorunlu trafik sigortası kapsamında değerlendirilir.

İşçinin işverene karşı sorumluluğu TBK m. 400 ile sınırlıdır. Kusuru bulunmayan işçi sorumlu tutulamaz. Hafif kusurlu işçi çoğu kez zararın tamamından sorumlu olmaz; hatta somut olayın özelliklerine göre hiç sorumlu tutulmayabilir. Ağır kusur veya kasıt hâlinde ise işçinin tazminat sorumluluğu kusuru oranında, kasıt durumunda ise daha geniş biçimde doğabilir.

Kasko sigortacısının işçiye rücu hakkı da işverenin işçiye karşı sahip olduğu haktan daha geniş değildir. Bu nedenle hafif kusurlu işçi bakımından kasko, çoğu durumda fiili bir koruma sağlar. Araca hasar verilmesi ayrıca otomatik olarak tazminatsız fesih sonucu doğurmaz; İş Kanunu m. 25/II-(ı) bakımından da ölçülülük ve kusur değerlendirmesi yapılmalıdır.

Uygulamada işverenlerin işçiye tahsis edilen araçlar için kasko poliçesi yaptırmaları; işçilerin ise kaza sonrasında kusur, alkol, ehliyet ve sigorta durumunun tutanak ve raporlarla doğru biçimde tespit edilmesini sağlamaları önemlidir. Her olay, kendi kusur dağılımı ve poliçe şartları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Şirket Aracıyla Kaza Yapan İşçinin Sorumluluğu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Şirket aracıyla kaza yapan işçi her durumda tazminat öder mi?
Hayır. İşçinin tazminat sorumluluğu; kusurunun bulunup bulunmadığına, kusurun derecesine, aracın kaskolu olup olmadığına ve zararın türüne göre belirlenir. Kusursuz işçi sorumlu tutulamaz; hafif kusurda ise TBK m. 400/2 çerçevesinde sorumluluk sınırlandırılır.
Trafik sigortası işverene ait aracın hasarını karşılar mı?
Hayır. Zorunlu trafik sigortası, aracın kendisinde meydana gelen hasarı karşılamaz. Bu sigorta üçüncü kişilerin bedensel ve maddi zararları için devreye girer. Şirket aracının kendi hasarı bakımından kasko sigortası önem taşır.
Kasko sigortacısı işçiye rücu edebilir mi?
Kural olarak kasko sigortacısının işçiye rücu hakkı, işverenin işçiye karşı sahip olduğu haktan daha geniş olamaz. İşçi hafif kusurluysa rücu yolu çoğu durumda kapalıdır. Kasıt veya poliçe ve genel şartlarda öngörülen ağır kusur hâllerinde ise rücu gündeme gelebilir.
Kaskosuz araçta hafif kusurlu işçi tüm hasardan sorumlu olur mu?
Kaskosuz araçta da işçinin hafif kusurlu olması, tüm hasarın doğrudan işçiye yüklenebileceği anlamına gelmez. TBK m. 400/2, işin niteliği, riskin sigorta edilebilirliği ve somut olayın koşullarına göre sorumluluğun sınırlandırılmasına imkân verir.
İşveren, araca hasar veren işçiyi tazminatsız çıkarabilir mi?
Araca verilen hasarın işçinin otuz günlük ücretini aşması tek başına tazminatsız fesih için yeterli değildir. İş Kanunu m. 25/II-(ı) değerlendirilirken kusurun ağırlığı, ölçülülük ve olayın tüm koşulları dikkate alınır.

UYARI

Bu yazı, işverene ait araçla yapılan kazalarda işçinin tazminat sorumluluğu, trafik sigortası ve kasko rücu ilişkileri ile iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi süreçleri hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Hak kaybı yaşamamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir. Yazıdaki bilgilerde zaman içinde yasal değişiklikler meydana gelebileceğinden, güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir. Yazımız hakkındaki soru ve görüşleriniz için iletişim sayfamızdaki kanallardan ya da sohbet butonundan bize ulaşabilirsiniz.

Scroll to Top